En güzel çaylar,
Bir sobanın üstünde demlendi,
En güzel kestaneler,
Sobanın ateşinde kavruldu,
İnsan en güzel ,
Bir sobanın yanında pişti belki de, ağır ağır...
Çayımızı muhabbetle demledik.
Kelâmı kalbimize,
Kalemi de kelâma yol eyledik...
Sahifemizi sevdamıza dost eyledik.
Sevdamız konuştu,
Suskunluğum benim,
En çok anlatmak istediklerim,
O suskunlukta gizlediklerim...
Hani şair de diyor ya;
Susarak anlattım bütün gizliyi, diye...
Bazı şeyleri tanımadan da sevebilir insan...
Mesela bir çayı;
İçmeden de sevebilirsin...
O demlendikçe, kalbin de demlenir,
Rengiyle başlar içini ısıtmaya,
Bu gün, 19 Temmuz 2018.
Yalnız değilim ama tek başımayım.
Tek başıma oluşumun 8415’inci günündeyim...
Anlar, saliseler, saniyeler, dakikalar, saatler
Derken günler, aylar, yıllar...
Yağmur serpeliyor pencerelere...
Sokaklar yağmur kokuyor bugün.
Anlaşılan;
Kavuşmak isteyenler var uzakta olanlara,
Yağmur olup, gönül toprağına düşmek isteyenler,
Gidiyor, Gönlümün Efendisi...
Gidiyor, Gönlümün Sultanı...
Gidiyor, Gönlümün Huzuru...
Gidiyor...
Bir taraftan uğurlarken Ramazanı,
Ne geçmiş bırakıyor peşimi
Ne de ben unutabliyorum...
Ne adım atacağım yer belli
Ne de sağlam basabiliyorum...
Ne yaşadığımı hissediyorum
Yaşıyorum dünyada şuan,
Ve yaşanmış bir sürü an...
Sesleniyorum yaşantılar içindeki yalnızlıktan;
Ben kendimle yaşamaktan yoruldum...
Bir çok dert yaşanmış ve yaşanacak;
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!