Lohusadan yeni çıkmış bir özlemin, perakende dokunuşlarla övülmüş dudaklarda şifa aramaya benzer senin sevişlerin;
adı artık okunmayan,
özsuyu alınmış,
yorgun
isteksiz...
Ne açık bir koridoru var girebilecek, ne de çözülebilecek bir düğümü...
Birazdan halılar serilecek.
Kapılar açılacak.
Köprüler kuralacak.
Ve
yara alan bu tarih,
yine tekerrür edecek.
Şimdi yarı çıplak tüm şikayetlerini bir tarafa bırak!
Al!
Harelenmis elde kalan ne varsa,
senin olsun!
Zal Barlin
Angarya nefeslerin görsel benliğinde,
ölü doğar suyu azalmış bedenler.
Bu bedenlerde yaşam, ölüm kadar eğretidir.
Sevdalar özlemlerin gözlerinde firaridir.
Dudaklar firaridir,
öpüşler firari...
Tam zirvesindeyim şimdi,
iktidarı oldugum göğsünün
hayat besleyen pınarının...
Biraz daha sarp dursa,
dik dursa avuclarımdaki anıların,
düşmeyecek gecenin rahminden parça parça yıldızlarım!
Hiç bir şehevi duygu,
yarı çıplak gögsümde uzandığın zaman çok tanrılı saçlarını sevmem kadar meyve vermedi.
Ve ihanet etmedi hiç bir sulu duygu,
ateşle mühürlenen yasaklı meyveye bu kadar.
Çıkar örtülerini şimdi gözlerinin, secde etsin gözlerime...
Bu gece kaçıncı sonbaharın kaçıncı yaprağına ruhunu soyduğumu
her yaprağa kaç yaşamın kaç sevdasını;
bu sevdaların kaç öfkesini,
kavgasını
bilediğimi bilmiyorum.
Ama sonbahar yaprağının yeşilimsi renginde saklanan alfabenin sekizinci harfinde
Ey savaşların yaradanı;
ihlas suresine,
ya sin süresine,
asr suresine
ve
ayet-ül kürsiye
Kırağı düşmüş kelepçeli volkan yüreğinin sırlı şafağına
bunca yıl kış vuran yüzün bakıyor
hüzün bakıyor
acı bakıyor...
Gülüp geçmelisin oysa
yarım bakan unutkan bir rüzgarın
Umut veren, tatmin vermeyen bakire kraliçeye soluk olmaktır,
yüreğine attığım kesiği unutmaya çalışman!
Ortada kalmaktır!
Ortak olmaktır, kraliçenin uyku getiren aç bedenlerine...
Ab-ı hayat olmuşsan yarım kalanlara şimdi,
yudum yudum içiriyorsan kendi ömründen sussuz kalanlara...
Korku kokan bedeninin yüzeysel, yavan ve eğreti coğrafyasında aziz valentine'i selamlarken, hiç bir sufi eylemim olmadı..!
Koruk bir özlemin nar suyunu içerek özünde yorulduğum yüreğinden çıkarken, bir an bile kanım kaynamadı..!
Kapat gözlerini; gözlerinden gözlerimi azat etmek istiyorum..!
Bekaret yağmıyorsa vakur bir acıyla
kuruyan seslerin çığlına tanık olan geceden.
Yunusların avuclarımda yer bulmuyorsa,
güneşe kıvranan ela gülüşlerin sancısıyla
Ve toprak yarin yanağından gayri artık paylaşmıyorsa herşeyi...
Zamanı gelmiştir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!