Seninle ne çok sustuk biz…
Ben içimde büyüttüm yaralarımı,
sen önüme yeni sınavlar koydun.
Tam “artık bitti” dediğim yerde
bir kapı daha kapandı yüzüme.
Ne zaman bir umuda tutunsam
elimde biraz daha eksildim.
Ne zaman gönlümü birine açsam
hayat, o kapıdan bir vedayla girdi.
Bana erken öğrettin
bazı insanların kalıcı olmadığını,
bazı yolların sonuna varmadan bittiğini,
bazı duaların
cevap yerine sabır getirdiğini…
Yine de kızmadım hayata....
Gidenleri uğurladım,
kalan acıları içime gömdüm.
Kimse görmedi
gecelerin sessizliğinde
kaç kez kendimi yeniden topladığımı.
Bazen bir tebessümün ardına sakladım
koca bir ömrün yorgunluğunu.
Kimse bilmedi
“iyiyim” derken
içimde kaç şeyin sustuğunu.
Ama artık biliyorum:
Hayatın bana borcu yok.
Benim de hayata küsmeye
ömrüm yetmez.
Ne geldiyse başıma
bir iz bıraktı.
Kimi yara oldu,
kimi ders…
Ve ben bütün o yaraların içinden
kendime doğru yürüdüm.
Zalim felek,
artık karşıma ne çıkaracaksan çıkar.
Bir yara daha mı?
Varsın gelsin.
Bir kayıp daha mı?
Onu da göğüslerim.
Bir gece daha mı
karanlığa mahkûm edeceksin beni?
Sabahı beklemeyi öğrendim.
Çünkü senin sandığın gibi
her düşüş bir son değil benim için.
Ben düştükçe öğrendim,
sustukça kendimi duydum,
kaybettikçe kim olduğumu buldum.
Şimdi iyi dinle beni, felek:
Beni kırabilirsin,
ama teslim alamazsın.
Yolumu değiştirebilirsin,
ama yürümekten vazgeçiremezsin.
Ömrüme taş koyabilirsin,
ama yüreğime zincir vuramazsın.
Bugüne kadar sen yazdın sandın kaderimi.
Şimdi kalemi elime aldım...
Bundan sonrası senin hükmün değil,
artık benim hikâyem......
Kayıt Tarihi : 21.09.2026 21:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!