Acı…
adı kısa, etkisi uzun bir suskunluk.
İçime yerleşmiş bir taş gibi,
ne atabiliyorum ne de alışabiliyorum.
Her gün aynı yerden ağırlaşıyor içim,
ama kimse görmüyor,
Baba…
adını her içimden geçirişimde
sanki evin kapısı hâlâ açılacakmış gibi oluyor.
Bir ses duyacakmışım gibi…
“geldim” diyecekmişsin gibi…
Ama bazı gelişler
Ben seni öyle herkes gibi sevmedim…
Bir heves gibi değil,
Gelip geçen bir mevsim gibi hiç değil.
Ben seni
Bir ömür boyu içimde taşıyacakmışım gibi sevdim.
Sesini duyunca değişirdi içimin havası.
Bir annenin kalbi evladının
Nefesiyle atar derler..
O gün benim nefesim kesildi
Dünya bir anda sustu sanki...
Telefon düştü elinden…
“Başınız sağ olsun” dediler sadece.
Bir kadın severse…
Öyle kolay sevmez.
Adını diline almadan önce
Kalbinde defalarca taşır seni.
Gözlerinin içine bakarken bile
İçinden sessiz sessiz inanır sana.
Bazı yokluklar vardır..
insanın içine bir kez girer ve çıkmaz.
Ne zaman yürümeye başlasan,
ceplerinde taşıdığını sandığın şey aslında seninle birlikte büyüyen bir boşluk olur…
Sen aslında hiç fark etmedin…
ben seni ceplerimde taşıdım.
Bir sabah radyo kendi kendine açıldı sanki…
Cızırtının arasından eski bir şehir geçti içimden.
Ne zaman kaybolduğunu bilmediğim bir ses,
beni yıllar öncesine geri bıraktı.
Eski radyolarda kaldı sesin…
Cızırtılı bir şarkının arasında,
Gece çöktü mü
insanın içindeki bütün sesler büyüyor…
Gündüz susturdukların
karanlık olunca tek tek oturuyor karşına.
Bir sigara yakıyorum sonra…
Dumanı yükseldikçe
Ben seni severken
kendimden vazgeçmişim haberim yokmuş…
Meğer insan en büyük hatayı
“gitmez” dediğine güvenince yapıyormuş.
Şimdi geceleri sessiz değil odam,
Taş sokaklarında büyüdü bu hüzün…
Diyarbakır akşamları çökerken surların üstüne
eski bir türkü sesi vururdu yüreğimize.
Analar kapı önünde sessizdi,
çocuklar top oynardı tozlu avlularda,
ama herkesin içinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!