Anne…
Beni niye doğurdun annem?
Dünyanın yükü ağır geliyor.
Ben daha çocukken
hayatın yüzünü gördüm,
gülmeyi öğrenmeden
ağlamayı öğrendim.
Senin dizlerinde
dünyanın en güvenli yerini buldum.
Bir sarılışınla
bütün korkularım dinerdi.
Şimdi büyüdüm annem,
içimde dinmeyen bir sızı var.
Kimse bilmiyor
geceleri kaç kez
kendime sarılıp sustuğumu.
Kimse görmüyor
gözlerimin ardında
ağlayan o küçük çocuğu.
Ben sana “İyiyim” diyorum,
ama değilim annem.
Bazen bir kelime yetiyor
içimde yıllardır sakladığım
bütün acıları uyandırmaya.
Keşke yine çocuk olsam,
dizlerine başımı koysam.
Sen saçlarımı okşasan,
ben hiçbir şey sormadan
uyuyakalsam.
Beni niye doğurdun annem?
Ben bu kadar acıyı
hangi çocukluğuma sığdırayım??
Sevdim, kırıldım.
Güvendim, yalnız kaldım.
Her giden
yüreğimden bir parça aldı.
her biri giderken
içimden bir kapı kapandı.
Ben yine de
kimseye belli etmeden
yaşamaya çalıştım.
Ama anne,
insan bazen
kendi kalbine bile
sığamıyor.
Sen de yoruldun biliyorum.
Senin de gözyaşların vardı.
Belki sen de
kimseye anlatamadığın
bir ömür taşıdın içinde.
Şimdi seni daha iyi anlıyorum.
Sen bana hayat verdin,
ben hayattan
biraz merhamet bekledim.
Anne…
Dünyanın yükü ağır geliyor.
Bazen yalnızca
sesini duymak istiyorum.
“Gel yavrum,” de.
“Ben buradayım,” de.
Ben bütün yaralarımı
senin bir cümlene bırakayım.
Çünkü ben büyümedim annem,
sadece sustum.
İçimde hâlâ
senin kucağında uyuyan
o küçük çocuk var.
Ve bu gece
yine sana sesleniyorum:
Beni niye doğurdun annem?
Dünyanın yükü ağır geliyor.
Ben çok yoruldum…
Ne olur,
“Anne…
Ne olur,
biraz daha sarıl bana.”
Kayıt Tarihi : 12.09.2026 22:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!