Mel’un! ...
Ayağıma basıyor;
başlıyorum yaygaraya…
Analar yaka yırtıp kan kusuyor;
naralar atıp burnumdan soluyorum…
Şesler(1) körüklüyor câhiliye fitnesini;
İbni Ubeyler(2) ellerini ovuyor;
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Ezilse ayaklarım,
çehremde müstehzi bir ifade! …
Kerpetenle koparılsa etlerim,
buz gibi bir kahkaha hançeremde…
İşime bakacağım;
Tevhid ekeceğim gönüllere;
kardeşlik ve muhabbet tohumları saçacağım…
Kan tükürsem: “Kızılcık şerbeti içtim” diyip;
Yusuf’un gömleğini süreceğim dîdelere
Bahar gelecek kulbe-i ahzan olan vatanıma
Maskeleri düşecek ifritlerin…
Ba’s olacak ümmetin bin yıllık kardeşliği;
Kabri gülşen olacak her yerde şehitlerin
****
Duyarlı yüreğinize selam olsun ...
gerçektir yazdıklarınız
sabır... her derdin ilacı.. haklısınız dik durmak için feryad figan değil...sabır ... dayanmak zor da olsa sabır derler ya sabrın sonu selamet .. derim ki Rabbim dayanma gücü versin ...
karanlıktan sonra elbet güneş doğacak ... o yüzlere bakmak gerek ..düşmanların yüzleri belli olacak tek tek benim diyecek yüzleri zaten ve bu hesap o gün sorulacak ... yüzlerine tükürerek
içimze girip düşmalık tohumları ekenler ..
yok birinin başını bulsalar arkası çorap söküğü gibi gelecek zaten ...
hele ki benim ülkemde .. bu ülke dosttu kardeşti kan yoktu kavga yoktu biz her ne kadar farklı fikirlerimz farklı düşüncelerimiz olsada insan gibi yaşamayı bilirdik
insandık yanii .. kim bizi hayvanlaştırmaya çalışıyor ..
derken bile hayvanlar bile artık dost oldular ya demekten de kendimi alamıyorum ..
Kadıköyde sahilde görmüştüm koca bir köpek .. aslında yanına yanaşmak yürek ister öyle babaç öyle sağlam duruşu yerde hemen dibinde memesinin yanında bir kedi yani kendi yavrusu sandım ondan öyle etrafa tetikte bakıyor dedim ama değil işte memesinin dibinde bir kedicik mışıl mışıl uyuyor .. o gün bugündür .. hep bunu düşündüm .. .
yazıklar olsun diyorum ne diyim Hocam ..
.
K U T I U Y O R U M.........Şiirinizi.
U
T
L
U N U T U L M A M A K D İ L E Ğ İ Y L E
Y
O
R
M U H T E Ş E M D İ..........Tam puan
YAZAN YÜREGİ KUTLARIM TEBRİKLER
Ayağımı ezse,
yüzümde alaycı bir ifade…
Etimi koparsa,
kılım kıpırdamayacak…
Kan tükürsem:
“Kızılcık şerbeti içtim” diyeceğim
Biliyorum çıldıracak bu durumda,
kahrından geberecek!
Sabrımı görüp çatlayıncaya…
Kahrolup ta patlayıncaya dek…
Dişimi sıkacağım.
sitem var fakat sabir demek gerekiyor, guzel anlatim olmus, benimsenmek yada onemsenmek aslinda cok guzel duygu ya itti ci olmak, cok kötu anlatim süper , yüreginize saglik.
Muhattabin siniri ve iradenin hakimiyetiyle cikinca yola olur birden nefisler köle... Bu tavirli mustescan sözleri severek okudum...
Kaleminiz dâim olsun efendim...
Duygular cuşe gelmiş, akmış gönlünüzden
kaleminizde katrelere dönüşmüş sayfalara işlemiş
İnci mercan kadar kıymetli sözleriniz
şaheser oluşturmuş .Sizi kutluyorum. Tam puan+
Listemde .Selamlar , sevgiler
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta