Her olur olmaza kol kanat germe,
Selam hak etmeyene selamda verme,
Oldum delisi sonradan görme,
Ar damarı çatlak yolsuz yol bilmez.
Herkes bu Dünyada can borcu öder,
Dağdaki ayılar şehire indi,
Bunlardan bozuldu Dünyanın pendi,
Nokta nokta çocuğnun ta kendi,
Yol bilmez izan bilmez süzmeler.
Analar doğurmuş meydana salmış,
Göz açtım Dünyanın haline baktım,
Akıl almaz bu işe kafayı taktım,
Berbat gişattan usandım bıktım,
Zalim Dünya her gün sana yuh çektim.
Dardanda dar oldun dürüst harbiye,
Cahille konuşurken hep sustum,
Sebebsiz bir yere hayata küstüm,
Nedir bu şaşkınlık nedirki dostum,
Sanki Dünya üzerimde yük bana.
Her zaman şükrettim olsamda naçar,
Yirminci yüzyılda çağın başında,
Yedisinden tutta yetmiş yaşında,
İnkârda etse haram vardır aşında,
Yüz kişiden bir kişiye inanma.
Nasıl bir gidişat nasıl bir usül,
Kocaeli İstanbul derya denizler,
Bin asır geçsede siilinmez izler,
Gelenler pişmandır gelmeyen özler,
Daha çoklarını yutar İstanbul.
Boştur İstabul'lu olma havası,
Gözümü açtım yokluk ile tanıştım,
İyi kötü ben her şeye alıştım,
Mecbur hayat sabretmeye çalıştım,
Ne yapsam ne etsem yinede olmadı.
Yanar söner içimizdeki yangınlar,
Her halde yüz asır gittik geriye,
Sanki çoban hipnoz yapmış sürüye,
Durduk yere şeytan girdi araya,
Yirminci yüzyılda kölemi olur.
Zalimler zulmünü yapar yorulmaz,
Yerde kalmaz mazlum ahı,
Sabır sabır ne bu yahu,
Akşamın var bir sabahı,
Yine Güneş görünmüyor.
Bitmez dertler ard ardına,
Seçim gelir koştururlar,
Dört bir yanı coştururlar,
İş yapmazlar boş dururlar,
Yine olan bize olur.
Dil döker ağıt yazarlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!