Gülme yahu öyle deli deli,
Gözünü seveyim bakma alaycı gözlerle,
Ay bir tuhaf oldum, şimdi çıldıracağım,
İçim mi geçmiş ne, neredeyim?
Yoksa sen miydin hızlı tren gibi geçip giden üstümden?
Son sözler, son kelimelerdir bunlar,
Dünden söylendi yeterince, yarına kalmadı bir şey
Son çırpınış, son sesleniştir bunlar…
Oysa neler vardı daha söylenecek…
Anlamını yitirdi her bir şey,
Son bir umut. Son bir bekleyiştir bunlar,
biliyor musun,
geçen gün bizim buralara,
bir yağmur yağdı, bir yağmur yağdı,
bana mısın demedi,
önüne ne bulduysa kattı,
kasvetli bir havaydı,
90+5 de çalınan penaltı gibi,
Yumdum yine gözümü,
Gömdüm başımı çimlere,
Yine belli akibet:
Ters köşeden gol!
Söyle kız, yaşadığın yer krallık mı devlet mi?
Cinaslı kafiye misin, tatlı, ballı şerbet mi?
Tadımlık kavun musun, doyumluk şeker pare mi?
Yoksa kalbimi esir alıp, kanatan yare mi?
Daha düne kadar yüzümüz güler, gözlerimiz bayram ederdi,
Sevincin adıydın sen, yaşamın, huzurun kaynağı,
Dünyanın en güzel kumsalı, leziz suları,
Toprağından kumdan kaleler yaparlardı çocuklar,
Sevinçlerine diyecek olmazdı, her yer ışıl ışıl olurdu,
Bayramlık giysilerini giyerlerdi seni görenler,
Senin En Güzel Yerin
“Senin en güzel yerin,
Kahverengi gözlerin...”
Karaköy iskelesinde,
Şimdi seninle olmak vardı,
Martılara ekmek atardık,
Batan güneşe, selam çakardık,
Dalgalanırken deniz,
Gözümüz dalar, uzaklara bakardık.
Ben dört mevsimi değil,
Bir tek seni yaşamak istiyorum,
Hem de doymayana kadar,
Hem de yedi gün, yirmidört saat,
Hem de üç yüz altmış beş günün,
Altı saatinin bir saniyesini dahi heba etmeden.
Sevdaya düşülmüşse, mum gibi erinmez miydi,
Kapıda, pencerede dört gözle beklenmez miydi
Yürek, onun için atıp, onun için titremez miydi
Bir bakışa, bir gülüşe, can verilmez miydi.
Sevmişsen bir defa, uğruna ölünmez miydi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!