Mezopotamya’nın bağrından aldığım bir avuç toprak oldu çocukluğumdan geriye kalan.Senin ayak izlerini,Ceylan’ın yaralı yüreğini ve Cemile’nin soğuk bedenini saklıyor her bir zerresinde. Tarifsiz bir özlemle çekiyorum kokusunu her aklıma gelişinde. Ve çekişimde on üç kurşun yarası sızlıyor içimde..Sonra, diyorum kendi kendime sebepsiz değildi bu ayrılık elbet vardı bir bildiği yoksa bir hoşçakal demeden sessizce kapıyı çekip gitmezdi bu yürekten. Vardı elbet bir bildiği..
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta