Varsın bugün de yanalım pare pare, yare çare,
Yangın olsun adımız; dert kuşanıp demhâl olalım.
Yaraya hemhâl olalım, yare çare, çare, yare...
Keskin olsun şanımız, kılıç çekip kından soralım.
Varsın bugün de yanalım,
İstanbul uyanırken sabaha,
Gecenin üryanı saplanırdı göğsüne.
Çetrefil kokardı buram buram,
Korkusuz bir sefaret Beylerbeyi’nde.
En afillisinden parlatırdık Kısa Winston’u,
Yağmur yağıyor yine bu akşam,
Gözlerim kapanmış, hafifçe nemli.
Bir hüzün bulutu çöker üstüme,
Karanlık geceler ağlatır beni.
Sis kaplanmış her yer, ıssız mı ıssız,
Uzayıp da giden yalnızlık gibi.
Varıp o güzele eyleyin selam,
Bir tek beklentim var söz ile kelam.
Derdi benim olsun dilimde duam,
Aşkın ataşında yandığım yeter...
Ne çileler çektim, aman vermiyor,
Hayali aklımdan bir gün çıkmıyor.
İçimde beslediğim güzel yaralarım var benim,
Allı morlu çokça da kızıla vurmuş karalarım,
Bozgun limanına demirlemiş paslı gemilerim,
Ve bir de Bakırköy sahilinde hoşçakal dediğim.
Ayasofya'da kılınmamış şükürlerim var benim,
Yerebatan'a gömülü çıkarılacak düşlerim,
Gözlerin diyorum, gözlerin! Bir kurşun yarası,
O asi bakışların efkar, boran, tipi, kar...
Ömür çürüten, dağı deviren, tırpan kesiği,
Yamacımda saklambaç, Toroslar'da karsambaç.
Gülüşlerin diyorum, gülüşlerin! Bin mahpus yaktırır,
Ben ezelden beri sana demlenmişim,
Geceleri oluk oluk yaşlar dökmüşüm,
Binmişim hasret trenine nara düşmüşüm,
Gel de sor bir defa zalımın kızı.
Yarim deyip de senden yüzüm mü döndüm,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!