Sivrisinek vızıldadı geçen gece.
Uzaktan kulağıma bir şeyler dedi.
İnmeden kulak denen piste.
İnat dedim.
Konuşmayı öğrettim ona..
Tırnaklarım sıkılmış kısa durmaktan.
Uzamış sana sormadan.
İçleri siyahlaşması lazımken kirden.
Kırmızı olmuş dipleri.
Ojeden değil,
Gruplandırılamamış senin için dökülen kandan.
Boynu yana büküldü gözler yerde.
Kırmızı aldan mor dudaklar büzüştü.
Yağmur bulutu ha bırakacak gözyaşlarını.
Kaşlarının ikisi de soğuk ve düzdü.
Kalbi sorun diye bekledi.
Söyleyişte sorunsuzdu.
UÇURTMAM DÜŞTÜ YERE
Çocuktun...
Yılların sayısı önemsiz.
Kısa donlu mavi şortun çamurluydu.
Yüzünde kıskanılası tebessüm.
Kahkahalar fotoğrafta çok güzel saklandı doğrusu.
Sonra suyu dinledi gülümseyerek,
Bu kalbi daha hızlı atmadan önceydi.
Yanına yaklaşan çıtırtı.
Ayak sesleriydi aşkın.
Geldiğini fark etmemiş yaptı.
Muhabbet sen
Susmak sen
Gülmek geliyor içimden, o da sen.
Ağlasam, gözyaşım sen.
Mavi sen
SEN BANA NE DERSEN BEN O OLURUM
sen bana ne dersen ben o olurum.
“gel” dersen gel
“git” dersen git olurum.
yat dersen saçında bit
Güneş doğar.
Arkasına tekrar doğar.
Arkasını döner gider, bir kez daha doğar.
Karanlığın sevimsizliğini örten yıldızların ardına,
Bir güneş daha doğar sonrasına.
Deniz durgunlaşırsa fırtına öncesidir, çok fena.
Gözlerinin kapaklarının altıyla konuşmak isterdim.
Hal hatır sorardım.
“Nasılsınız” faslıyla başlayan cümle yapısıyla.
"Parmaklarım dokunsa mahsuru yok umarım? "
"İlerlet" derdim kendi kendime.
Utanmanın sınırlarını.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!