Zamanı geriye doğru yürüten o keskin hafıza,
Gelip bu sessiz odanın eşiğine bırakıyor yükünü.
Cebimde biriken o söylenmemiş, o yarım kalmış cümleler;
Ne bir af diliyor geçen yıllardan ne de sığınacak bir bahane arıyor.
İnsan tepeleri aşar, vadileri geçer de,
Sırtını döndüğü o tek sokağı söküp atamaz içinden.
Uzakların sızısı artık bir çocuk sabırsızlığı değil,
Gözü kara yangınların, o acemi heveslerin mevsimi çoktan geçti.
Şimdi birini özlemek; bir kavuşma ihtimalinin peşinden koşmak değil,
Sınırları çekilmiş bir ömrün en dürüst yenilgisini,
Gövdede gizli bir nişan gibi, sessizce taşımaktır.
Gün buralarda erken batar, varsın batsın,
Eksilen ne varsa vaktinde güzeldi, telafisi yok.
Bu sessizlik bir vazgeçiş ya da boyun eğme değil;
Yarım kalan bir hikâyenin, kendi büyüklüğü önünde
Eğilmeden, sızlanmadan, mağrur bir şekilde duruşudur.
Kayıt Tarihi : 19.10.2026 09:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!