Orman yangını gibi,
Sevdanla yandı gönlüm.
Her geçen gün kendini,
Cennette sandı gönlüm.
Suskun ayrılıktan,
Gökyüzünde süzülür kuş misâli;
Dev kanatlı o devâsâ uçaklar.
Bir gün onlar ile uçmak hayâli;
Gayri gönlümü de yaz, kış kucaklar.
Mâvi gökyüzü, bulutlar ne hoştur.
Yıldız yıldız bakar gözlerin
uçsuz bucaksız gökyüzünde
o titreyen içten bakışlarınla
Bir bir deler bulutları
şimşekler çakarcasına
kor gibi yanan kirpiklerin
Söyle bana yâr derdin ne?
Hemhâl oldum hep derdinle.
Şu yürek sazımı dinle.
Efkâr dolu ezgilerle.
Gam denizinin ortasında;
Türk'e Türk' çe konuşmak yaraşır
İngilizce, İngiliz'e
Arapça, Arap'a
Fransızca'da Fransız'a hep yakışır
Türk' çe yazıp, Türk' çe konuşmazsak
Türklüğümüz tarihe karışır
Bir adam vardı
Yanında da bir paket sigara
Koydu paketi masaya
Aldı içinden bir cigara
Yaktı ve tüttürdü bir tanesini
Çekti içine iştahla dumanını
Uykusuz mu uykusuz geceler
Sanki birbiri ardına gelmiş heceler
Hepsi el ele tutuşmuş
Etrafımda olmuş ateşten bir çember
Bu çember giderek daralmakta
Gitgide beni iyice içine almakta
Uyuşturucu madde hiç kullanma sakın.
Bir gün, bir yerde çöküp, kalırsın ansızın.
Dört kolluya bindirirler seni bir güzel;
Kara toprağın altına girip, kalırsın.
Ah sevgilim, canım sevgilim
Gözümde hasretin bir mum gibi tütüyor
Aşkımın yanan korları içimde
Nice gamlı gemiler yürütüyor
Seninle aramızı ayıran şu mesâfeler
Hasret yeli eser bilmem nedendir?
Ayrılık bir türlü bitmez çilemdir.
Yaradan halimi her an bilendir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!