Hasret yeli eser bilmem nedendir?
Ayrılık bir türlü bitmez çilemdir.
Yaradan halimi her an bilendir.
Sen sen ol
Sakın ola hatâlı sollama
Kendini de öbür tarafa
tabut içinde yollama
Bunu yaparsan şâyet
girersin bir kamyon altına
Karada ve denizde;
Kumlardaki her izde;
Binlerce hâtırâ var,
Mâzide, ikimizde.
Ne zaman ki seni düşünsem
hissederim teninin volkansı sıcaklığını
Ne zaman ki seni hayal etsem
duyarım saçının çiçeksi kokusunu
Ne zaman ki senin adını ansam
kopar içimden çığlar vâdiler dolusu
Bir dünyâ düşledim kendi kendime
Göğü pespempe aydınlanan
Denizleri kıpkırmızı dalgalanan
Dağları sapsarı yükselen
Ağaçları masmavi süslenen
Güneşi yemyeşil parlayan
Gün gelir de bir gün aşka düşersin
Sonra sevdiğinden ayrı düşersin
Hicran ateşine sen de düşersin
Mum gibi eriyip çaptan düşersin
(18 Eylül 2007/İstanbul)
Başkentim Ankara, güzel Ankara
Hasretin bağrımda kapanmaz yara
Düşürdün beni sen közlenen hara
Gözyaşlarım damlar yağan karlara
(27 Aralık 2006/ İstanbul)
Daha yaşanacak güzel günler var.
Şu sevdan gönlümü aşkınla sıvar.
Kapatmasın yolu gamlardan duvar,
Daha yaşanacak güzel günler var.
Geçelim seninle aşk köprüsünden.
Etmesin kimse şikâyet
niye gülün dikeni var diye
Olmasaydı gülün dikeni şâyet
her önüne gelen koparırdı onu gâyet
Solardı güller bir bir, kalmazdı tek bir adet
Şurası muhakkak ki bu işte var bir kerâmet
Varsa bir yerde günaha dâvet
Sakın ola ki etme icâbet
Haramla dolu olan ziyâfet
Getirir başa binbir felâket
(12 Ocak 2006/ İstanbul)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!