Sevdâ kokulu yârim
Gece bakışlı sevdiğim
Gül tenli sevdiceğim
Sen bana gelmezsen eğer
kanatlanıp ben sana geleceğim
Bak o zaman da ben seni
Sevdâların en asilini
yaşıyor yüreğim şimdi senle
Kalbim ağlara yakalanmış bir balık gibi
çırpınıyor seni görünce gözlerim
Sözlerim uçuşuyor kanatlanarak
rengârenk minik kelebekler misâli
Sevdâlı şarkılar her an dilimde
Bir âbidesin sen gönül ilimde
Akıp giden aşksın sevgi selimde
Seni sevmek inan değil elimde
Sevdâ şarkısısın sen hep dilimde
Yıldızlardan bir kolye yaptım gerdanına
Sessizce ve usulca yanaştım yanına
Islak bir öpücük kondurdum yanağına
Sevgiden bir ağ ördüm sağına soluna
Kumsalda aşkımızın nûruyla yürürken el ele
Seven şu gönlümdeki aşk tek senindir.
Yakıp yıkan hasreti yâr gel de dindir.
Benim yerim bil, Emel'im senin dibindir.
Zarif gönül tahtına sen, oturt, bindir.
Çiçek çiçek ilkbaharım, canım, bi tânem.
Giderken mezara her gün dört nala
Doymaz o aç gözün yığınla mala
Sırtını dönersin dine, kutsala
Topraklar doyursun doymaz gözünü
Hırsın ateşiyle kor gibi yanarsın
Yandı mı lambalardan kırmızı
Pek de zorlar tükenen sabrımızı
Ha yandı ha yanacak derken sarı
Arkadan basarlar hemen kornaları
Yanıverir hasretle beklenen yeşil ışık
Haydi ne duruyorsun bas gaza
Gün gelir tükenmez denen
kalemler bile bir gün
tükeniverir ansızın
İnsan hayâtı da bir
tükenmez kalem misâli
Gün olur bitiverir
Hey gözünü sevdiğim İstanbul
Ucu bucağı olmayan koca şehir
Önce; taşın, toprağın altın dedik geldik sana
Sonra; taşını, toprağını çevirdik hep betona
(29 Aralık 2006/ İstanbul)
Çalınır tatlı bir ezgi
ruhumun ıssız sokaklarında
En sihirli sözcükler dalgalanır
kor gibi yanan dudaklarında
Bir bûse yer etsin
al al olmuş yanaklarında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!