Bir yer ki burası, adı Ören
Edremit körfezinde gizli bir cennet
Yeşili, yeşil mi yeşil
Mavisi, mavi mi mavi
Sağ yanında dikilip duran Kaz dağları
Balıkçılar atıyor denize ağları
Ne zaman kara bahtıma doğacak bir güneş
Bıktım artık aramaktan kendime her gün eş
(30 Ekim 2007/ İstanbul)
Sen gülünce gönlüm olur hep gülşen
Erkek adam ağlamazmış
Doğru değil yalandır bu
hem de kuyruklu yalan
Erkekler de ağlar
Öyle bir ağlar ki
Ağladı mı yürekler dağlar
Işık hızında akıyor zaman
Getirdiği dert pek mi pek yaman
Hiç vermiyor ki insana aman
Boşuna dertsiz bir kul araman
(12 Ocak 2006/ İstanbul)
O, dilediği kulunu eder zengin
O yüzden olmayasın sakın miskin
Zengin olursan şayet bencil olma
Sen her zaman elinden tut fakirin
(9 Şubat 2008/ İstanbul)
O, kalpten tövbeleri çokça kabul edendir
En bahtiyâr kul hep Hakk'ın yolunda gidendir
Pişman olarak bağışlanma dile Mevlâ'dan
Kalbinde yanan nedâmet ateşini dindir
(3 Ekim 2007/İstanbul)
Hırçın lodosun şaklayan bin kırbacıyla
Kükrekmekte ak köpükten bir deniz
Hacıyatmazdır tüm sokak lambaları
Bir sağa bir sola eğer, büker başını
Saldırır fırtına dört bir koldan çatılara
Kuş olup uçar bir kısmı da konar yollara
Kim bilir ne de zordur
Yerin metrelerce altında gün
Yüzü görmeden umuda kazma sallayan
Bir kömür mâdeni işçisi olmak.
Kim bilir ne kadar da zordur
Bir grizu patlamasında
Can içinde canlar taşıyan kadın
Gönüllerde bitmez tükenmez yâdın
Ayağın altında yeşil cennetler
Hakk'ın kitabında sûredir bak adın
(5 Aralık 2007/ İstanbul)
Emel Sayın'ın programının adıdır Mâvi Boncuk
Bakıyor gözleri hep boncuk boncuk
Topluyor herkesi ekran başına genç, yaşlı, çocuk
Ağırlanıyor programında birbirinden değerli konuk
Söyleniyor şarkılar,çalıyor sazlar,eğleniyor insanlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!