İçimdeki çocuk,
Gelin gibi mahcup.
Amma ben doruktayım,
Herkes önümde eğiliyor,
Annem hala ninni söylüyor,
Benim bebeğim diyor!
Mimozam güneşten taçmısın?
Işık kadehini dolduran ilamcısın?
Nisan yağmuru okşarken çiçeklerini,
Parlar durursun ışık gibi!
Neşenin çağladığı o adada,
Rayihanla soluklanır her nefes…
O gün ben kırları dolaştım,
Papatyalar topladım.
Bir günde dört mevsimi yaşadım...
Güneşle bakıştım,
Gülerek baktı yüzüme:
Gök kuşağını serdi önüme.
Pembemidir,almıdır;
Beyaz, sarı, mormudur?
İlk baharın müjdesi!
Bir devrin efsanesi;
Sadabâtın güzeli...
Lâlezarda sevgili.
İtibarlı kadı idi devrinde.
Çıkardı kaftanını serdi yere,
Bir körükçü gerek dedi!
Benim kalbime.
Körükle şekillendi…
Sabırla tevekkülle eridi,
Asya’dan Anadolu’ya uzanmış gök kuşağı,
Bilge kağan Gültiğin töresiyle
Ak süt emmiş yiğitler inancın doruğunda,
Savaşta, barışta,secdeye değen alınlar,
Atlısı, yayası, komutanı,
Yürüdü Malazgirt ovasına.
Marmara
Sevgi ile çarpan yürek gibi,
Nereye akıyorsun Marmara?
Bilmediğim bir yol mu var?
İşaret mi akışın allâha!
Eysevgili çocuk,
Ey tatlı gençlik
Ey koca insan
Her gün bir basamak
Bütün gücünle
Yeleli bir at gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!