Belli ki dinmemiş derin volkanlar
Bugün de İstanbul’a sığamıyorum
Hayat zemininin yerkabuğunda
Fay hattı dehlizlerinde ürperiyorum
Bugün de İstanbul’da sallanıyorum
İstanbul sallıyor ben yürüyorum
Baktı ki bu işlerin hiç sonu yok
Gitti uzaklara firari üstat
Bitmeyen kaygı her zaman çok
Gitti uzaklara firari üstat
Nedir bu telaş nedir bu korku
Gönül bahçesinde ötmek istedim
Açmadı goncalar gül üzdü beni
Sonsuzluk aşkıyla medet diledim
İfade etmede dil üzdü beni
Sabır ilacını azimle ezdim
Hor görme kendini sen genç delikanlım
Fatihler yurdunun toprağısın sen
Maziden beslenir senin kaynağın
Cihan ülkesinin sancağısın sen
Yıllarımı kaybettim zaman çarkında
Neler neler akıttım gaflet arkında
Döndüm geriye şimdi ruhum farkında
Tek umutmuş hakikat gerisi bomboş
Dünya engin bir deniz, hayat çırpınış
Güneş başka ufuklara yönelir
Doruklar daha başka bir kızıl
Yıldızlar kayar semadan
Çığlıklar içinde
Sessizce...
Hani her şeyin kaynağı sendin
Mantık ilkelerin güya senin en kuvvetli rehberindi
Dokun(a)madığından anlam veremediklerini boşver ediyordun
Ruhsuz bedeni yaşatıyordun aklınca
Bunu da en büyük maharet sayıyordun
Fravunca hükmetmek için dünyana…
Gök kubbe yer olmadan
Affet beni Allah’ım
Açan gülüm solmadan
Affet beni Allah’ım
Sen rahimsin rahmansın
Azim ile sabır güzel bileşke
Sabır azmi istikrara çevirir
İkisi bir olup gelince meşke
Azim sabrı çok yarara çevirir
Karıncalar yuva yapar tümsekten
Meyus mevsimine veda ederek
Umut ikliminde sana el açtım
Elimde dilekçem sana dönerek
Bağışla kulunu sana dil açtım
Nefis kalesine tırmanıp uçtum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!