su birkez düştümü toprağa
can gibi sır olur kaybolur gider
aradığın zaman bir yok olmuşu
buhar olmuş bulutlara göz düşer
damla damla yaşların ardında düş
akar geçer bir yalanın hikayesi
gitti mi bir kere biliyorum dönmez
içten içten sinsice yakar hasret
yüzlerde nedense hep yalan mutluluklar
yüreklerde yanan içten içten ateş hasret
dayanamıyorun gelmek istiyorum yanınıza
kargalar dönmeden tarlalardan akşam
hava kararmadan siyasetten haber sorulmaz
mecliste kavga, tekele zam,petrole zam
siyaset bir masada, iki meze şarap artık
çakır kafalarda şarkıya şiire karışık siyaset
ekonomi çökmüş komşu iflas etmiş para lazım
akşam güneşi
az ötemde
denize kavuşacak
aklımda
yılların birikmiş ah ları var
düşünmeye vakit yok
büyüdüm artık hatta yaşlandım
yorgun zihinlerin tenbellik bahanesi
yaş dediğin üç beş takvim sayfası
hayat yükünü taşıtmak için kılıfladığı
aşkla meşkle süsleyip bir güzel kazıkladığı
sabahla akşam arasına yevmiyesiz amale
ne zaman yaşadığımı anladım
hayatın beni aldattığını görünce
yaşamak için tüm yalanlarına
göz yumdum ve katlandım
o farketmediğimi sandı
aldandı
aşk
satılsa
alırmıydım
hangi mağazada
raftamı,sepettemi,
nakit mi? taksitle mi
Kalabalık bir panikle dağıldı
haykırışlar bağırmalar
salon boşaldı ve
bir ben bir şeytan kaldık
alev saçan gözlerini dikti gözlerime
kor alev bir sesle korkmadınmı?
salıncaktım gittim geldim
bir sarkaç gibi
bir zemberek ömür biçti
durdum şimdi
sarkaçlı bir saat gibi
yollarım vardı yürüdüğüm
şimdi zamanı mı
kayıpların peşinden koşmanın
zaten elde kalmış bir
iki yapmanın hesabını tutmanın
gel sen bugün
kendine bir iyilik yap ta ufka bak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!