Perşembe'den geçer Ordunun yolu
Yoluma bakıyor Ordu'nun gülü
Bolaman'da tuttu bizi bir dolu
Söyle gardaş söyle yâre haber ver
Aklıllı insanı toprağa salın,
Filiz olur fidan olur dal verir
Fikr edipte doyuracaksa karın
Petek olur arı olur bal verir.
Nerde o bu dünyaya doymayan
Anaya babaya el kaldıranlar
Arşı öfkelendiren imtihândır
Allah'a şirk koşup başkaldıranlar
Peygamber ağlatan bir imtihândır.
Evlât babasını görüyorken yük
Hergün açardın beni
Elden uçurdun beni
Kırıp geçirdin beni
Çok kırıldım pirâye'm
Vusûlât benim gâyem
Uçurtma olaydım çocuk elinde,
O sevinse bende uçsam göklere.
Türkü olsam âşıkların dilinde,
O söylese ben ağlasam bin kere.
Çoban olsam koyunların peşinde,
Şu zamanın ıssız sokaklarında
Bâzen sus'un yorganları çekilir.
Herşeyin üstüne, yanaklarıma
Pişmanlığın tohumları ekilir
Noktalardan sonra yazdıklarıma
Bıyığı terlemiş yeni yetmeler
Çifte telli müzik açtı oynuyor
Henüz on yaşında yerden bitmeler
Telefonda kaptı kaçtı oynuyor
Oturdu yanıma efendi gibi
Dert bildim gönül derdini
Yandım yandım küle döndüm
Düştüm ayaklar altına
Ezildikçe yola döndüm.
Yârin feryât figânıyla
Senin takdîr'inden benim tedbîr'im
Vallahi billahi küçüktür Rabbim.
Onun putlarından benim Ekber'im
Vallahi billahi büyüktür Rabbim.
Kul olmakta en iyisi dileğim
Rahmetine tutundum!
Kor ateşten geçerken
Üç beş defâ yutkundum
Rûhuma cân içerken
Güneşin yaşmağında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!