her veda,
sessiz bir nehir gibi akıyor içimde;
dökülen yapraklar misali
sallanıyor ruhumun yıkık kıyılarında.
gözlerim kapanıyor
Konuşamıyoruz;
sadece bakışlarımız çarpışıyor
ve kelimeler,
zihnimizin anlamadığı bir kalabalıkta kayboluyor.
Odalar dar,
Vefalıymışsın sevdalı yârim,
Döndün, dolaştın yine bana geldin.
Hatırlamıyorum kaç mevsim geçti,
Çıkarıp beyaz gelinliğini işe koyulmuştun.
Ceviz ağacında kuşlar şarkılarıyla seni müjdeliyor,
Sevgi nedir diye sordum gönlüme,
Dedi ki: “Yar demektir, candan öte.”
Bir tas su uzatmaktır susayana,
Bir yürek olmaktır darda kalana.
Sevgi nedir diye sordum dağlara,
Yalvarırım, sevmedim deme...
Bir zamanlar düş kurardık ya birlikte,
Gözlerinde yeşerirdi umudum,
Saçlarından dökülürdü gülüşün..
Ellerin avuçlarımda bir yemindi,
Bir adım attım sana,
kalbimin en çıplak yerinden.
Gözlerin bir veda gibi baktı,
ben o bakışta kaldım…
Bir kelimeydi bazen yokluğun,
Artık kimsenin hayatına karışmıyorum,
yalnızca seyrediyorum.
Bir yaprağın düşerkenki hâlinde
yüzyıllık bir hikâyeyi,
bir çocuğun gülüşünde
zamana kırılmış anları görüyorum.
Tenimde yürüyen ışıkla uyandım,
Güneş, alnımda ateşten bir mühür.
Zaman eriyen bir cam gibi
damla damla akıyordu içime.
Her an,
bir başka yanımı tutuşturuyordu.
Bir kalbe sığmak isterdim
ama her yer doluydu.
Kimseye ait değildim,
kimse de bana ait olmadı.
Konuşacak bir omuz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!