Seni duyuyorum, çocuk.
Suskunluğun çığlık gibi düşüyor
dizelerime.
Adını bilmiyorum belki,
ama gözlerini gördüm
Sana dair ne varsa
gölge gibi çekildi bir akşam.
Ne kırıldım,
ne de bağırdım ardından
sadece sustum,
Sesin yok,
ama yokluğun
ruhumda derin bir yankı yapıyor,
boşlukta asılı bir tüy gibi süzülüyor,
her kıvrımında eski bir acı, eski bir hatıra var.
Gelincik tarlaları gibi açmak için,
Beklediğim mevsimler var,
Yeter ki bir tebessüm düşsün çehrene,
Yeter ki güneş gülüşünü kıskansın.
İlmek ilmek desenler dokurum,
Benliğim söndü bir kıvılcım gibi,
sadece “Sen” kaldı
küllerimin sessizliğinde.
Ne dileğim vardı artık,
ne de arzum
Bir sabahı seninle düşlesem,
Gözlerinle aralasam perdeyi.
Geceyi içimden çekip alsan,
Gülüşünle yıkasam karanlığı.
Senle başlasam, ne olur ki?
Bir gün,
gelip sustuğun yerde başladı her şey.
Düşlediğim şeyleri,
yüreğimin kırık kıyılarına bıraktın.
Ayak izlerin
Sustum ey yârim,
çünkü her kelime, kalbine sızardı usulca.
Adını unutmadım ben,
yalnızca andıkça içim yanardı, sustum.
Sen düşlere sabahlar örerken,
Gece, kapısını üstüme kilitledi yine,
sen gideli gölgeler bile yabancı artık.
Bir boşluk sallanıyor odamın ortasında,
adını söyleyince karanlık çatlıyor içimde.
Sokak lambaları sanki senin yokluğunu
Senin adını söylemeden önce
bin kez sustum,
bin kez vazgeçtim
dokunmanın hayaline.
Geceler uzun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!