Hüzün estiren yersizliğe tezgah açmaktan
Bu sonu gelmez fısıltılarla uzaktayken son bahar
Sen hala iniltisi dinmez yaralarda oy ağam vay ağam..!
Başka şey bilmez misin be keman? !
Sesi fıttırıktan teyyarelere karıştıkça nemli gamlının
Şehrini feryada veren çır çır çığırım sol fasol
Stratejik ve doruksal düzeyde
Noyro narkoz paspaslaşmasıyla yarası tuzlu salamurlara yatırılmış
Yüksek dağların buzkesen günsolgunu yamaç yüzlerinde ve kayalıklarında
Küçük çıkarlar etnikleşmesinin düşürdüğü kıvılcımlardan
İrileştirilmiş büyüteçli yıkım bölükparçalılığı çıkaran
Endüstriyel batı üniteleşmelerinin kendi kendilerini ortalığı susa sulh eden
Yaprakları yere dökülmüş manolya ağaçlarının arasından
Göl kıyısı sularının ılıcalara taraf can attuğı acilen
Dedim ki kadına
Bak buraları iyi bilirim
Bu kitabı tam ortasından okuyan
Bak dedim o karşıdaki süslü konak yamaçlarından postahaneye
Meğer ki aklı uzakları yatkın bir iz bulmuştur seni
Bir gölge düşmüştür eski gazellerden gramofon dönen çala, belki de çiçekten
Vurgunak şeylerle, can yarısı belki suzinak...
Susam sihirli gizemlere sırmalanmış gırnataların tellerini dolaştığı arafta sen
Ne gezersin sağnaklarına pınar olup, bütün gelen giden duraklarda yağmurlara karışık
Adsız aşıkların yazı yazan defterine körkamaşık
Ak it
Kara it
Hepsi it derlermiş...
Sözün doğrusuna mevla ne desin,
Ne desin hacı hoca mevlana?
Kibarlık olsun diye yolunu azıtıp
Türklerden önce ne vardı..?
İnsanlıktan önce ne vardıysa o
İnsanlıktan önce dineğri, maça, dinazor
Ve ondan önce buz deryası ateş kuyusu, çöldenden çöl...
Sis kaplı göz gözü görmez insansız ağaçsız böceksiz
Türkler yoktuysa..
Bütün benzerler biraraya toplanmıştı
Aralarında siyah da vardı, beyaz da ve yıldız
Kimi gölgenin rengiydi, kimi gece elbiseli çırılçıplağa yakın
İnce giyimli
Ay yerinde rahattı
Yakamozlar kendi aleminde oynaş güleş suda mahsen
Tek bildiğim
Aşk deyince çok..
İkincisini düşünen
İlkinden kendisini rica etmesi gerekti
Seyfi Karaca......Kasım / 10
Camları ne renk olursa olsun
Nasıl bir çerçeveden görünürse görünsün aldananın yüzü
Gözlüklerle saklayamaz kimse, görünüşünü
Ne hüznünü ne sevincini, kimse kimini nesini
Desene ki şuna sen eğer,
yarın insan ise zamanına misafir,
Maviliden arasta
Yeşilden bir kemer kuşanmış
Kuzeyinde ne arar yavrucak kedi, mevsimi buz tutan damın
dertsiz olanı yok gibi kara gün sata sata zülfüde perişan
yokluk Afişlerle bumu yani şimdi buralarda biryerde olmak.?
Tesadüfi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!