Armutlar döküldügünde izgara cekmis topraga
Belli ki ögrenene kitap kilavuz ve okuldur tabiat
Sonucu bilnen sebeplerle dahi yol aksine insan tersine midir
Biri istiyor sündürüyor dürtüklüyor sarkiyor asildikca asiliyor
Öbürüsü hayir vermem elletmem sürttürmem istemiyorum mu diyor
Derenin yolundaki kolunda kirmizi kovasiyla aci kestaneler topladigi siradan
Örselenmedik harcanmadik keyf-i ve sahsi kullanislara ne din
Ne kimlik
Ne ahlak
Ne ut
Ne birlik
Ne birikim
Hayati varliginin birbirinden kopuk duymaz görmez bilmez bölüm ve bünyelere ayrilip paramparca edilmislerden sagi soluna soguk, küs, silik, dargin, kirgin, ölgün, üzgün, büzgün, lanet, linc, ayri, gayri, kindarliklar toplamindan ören-veran derli toplu ruhunu, ayni körlüge darliga zorluga eksiltilip azalmis bedeniyle birlikte terbiyelendirerek her yeri tam bir cinnet gecimli cehennem numunesi felaketine dönüsmüs kitlik kiranlar dünyasinda inancsiz güvensiz sözsüz sohbetsiz kör külüstürlerle gün kotarip gündem kovalayan, yilgin yorgun kavga ve kargasa numunesine dönüsür insan.
Her türlü pesin hükümler dalkavuguklugunu insani yokluguna yedirip besleyerek, nefret bulanigi kin kasynakli öfkelesmeye sürekli yenik tutsakligin hayatinin hicbir özne yahut nesnesine dokunamayan ve kendinden uzaklastikca kendine ait olmayan yabancilasma yalnizligini kendi haktan hukuktan izden yoldan fikirden düsünceden yoksunlastiginin en yoksul yerine koyup yerlestiren aki fikir vicdan sevgi yetersiz yetkisizligiyle hep baskalarinin sivriltip keskinlestirdigi caresizlik hükümlüsü mahrumlugun evirip cevirdigi mahkumiyette köhne kirli karanlik batak bitik iddalasmalar kulu kölesini kendisiymis gibi hergünü hergününden bin türlü bela yikim beter getiren eziyetlr icerisinde ömrüne yayar, yutar, bilenir beslenir ve yedirir insan…
Cünkü alt yapisinda dogdugu hayati akla vicdana sevgiye sorumluluga paylasima iyiye güzele hakka hukuka kültüre güvene hosgörüye ve huzura cocuklugun esiginden ve insan degerliliginin besiginden baslayip kendi kisiligini insan sicakligi samimiytinde özlü sözlü söz sohbet muhabbet toplumsalliginda yetistiremeden hemen, körlügün darligin zorlugun karanligin sagi soluna kisitlanip cöllestirilmis kul ve köle olmaya yöneltilen insanlik disi maksatlarda kendi yozlasmis yabancilasmis kitlik kiyametlililik kisir döngülü iddaalasmasindan baska hicbir olguya, olusuma, paylasima, duyuma, duyarliliga,düsünceye, davranisa, yakinliga, yaklasima, hukuka ve hickimseye tahammülü olmayan, cinnet yövmiyeli kargasa ve cektigi aci kadar yasadigi dünyaya ecir kibir eziyet ve bozgun yaymayi kendine en seckin huy, en itibarli secenek, en kaynagi serveti tükenmez vazgecilmesiz karakter kifayeti olarak edinir.
`seni bosver lafini bile etmeye degmez bes paraligin tekisin, seni birak, bosver seni beni görelim beni duyalim hep benden bahsedip hep benden usul ve ahkam keselim ` ….mikrobudur, insanin buradan ve tüm akil fikir vicdan inanc güven yollarini her türlü haram vurgun yolsuz izssiz sevgisiz pusulasiz sapkinligina azip saparak gide gide en son etrafi calisiz ciceksiz dalsiz köksüz tüm ezici yikici kac-göc yikimlari bozgunundan daha varilmaz erisilmez bozgunlara yarisa yikila kovulup, daralip, büzülüp, kisilip, kesilip,azalip sürülesip sürgünleserek…
Bütün tarti terazisinde boy ölcüstügü seyin bosalmis egribügrüsünü en dogru ve en dürüst sandigi kendi kacaginda denge tutturmaya calisan ahbapsiz sohbetsiz b
Gül çiçeklerden
Civanım perçemden
Giyer kuşanırsan yakışacaktır elbet
De ki
İnsansan
Rezil olmayı kim uydurdu sana bre gidinin
Arif Nazim monologlu sosyo trajik romantizmine binaen Muharrem
Ince filanca muhrrem
Yildizssiz geceye yapraksiz dala yagmur karanligina serez carsisina
Islanan agacta bakirci dükkaninin karsisinda asili bedrettin seyhimin cansiz bedeni
Havada konusmamanin kahrolasi hüznü ki ben…
Yirtik yelkenler yorgun limanlar sonsuz aldanislar
Arif Nazim monologlu sosyo trajik romantizmine binaen Muharrem
Ince filanca muhrrem
Yildizssiz geceye yapraksiz dala yagmur karanligina serez carsisina
Islanan agacta bakirci dükkaninin karsisinda asili bedrettin seyhimin cansiz bedeni
Havada konusmamanin kahrolasi hüznü ki ben…
Yirtik yelkenler yorgun limanlar sonsuz aldanislar
Arif Nazim monologlu sosyo trajik romantizmine binaen Muharrem
Ince filanca muhrrem
Yildizssiz geceye yapraksiz dala yagmur karanligina serez carsisina
Islanan agacta bakirci dükkaninin karsisinda asili bedrettin seyhimin cansiz bedeni
Havada konusmamanin kahrolasi hüznü ki ben…
Yirtik yelkenler yorgun limanlar sonsuz aldanislar
Sanki hayal bir kentin duvarlarını döşer gibi
Gönül bulaşık, kafa karışık
Yalpalanıp giden karayolları beyazlarda yekta
Sert kayalara çarpa çarpa akşamayazını esip götüren
Tepelerin arkasındaki büyük sokaklara ve ezik kaldırımlara
Yokluğun söylemlerini üstlenmiş
Yedigi ictigi giydigi kusandigiyla
Herkesten farkli herkesin gözdesi herkese üstün
Ve herkesin ilgisi üstünde olmaya merak uyandirip dikkat cekmeye
Kendinden kopuk dügümleri morga mezara baglayan
Dogdugu kundakta tikanmis kalmis körelmelerin ve gelisimsizligin
Mecburen saglikli güvenli mutluymus pozlarina saklanip gizlenerek
Peşinatı kabala
Kalabalıkları sermayesi tükenmezden peşin
Katsayısını
Ben neler çektim,
Ne aclar ateşinde kavruldum
Ne zıkkım zindanlarda aç




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!