İnsanı sırtındaki değil kalbindeki yük yıkar...
İyi olacak diye umut etmek
Kelebek ömrü kadar kısa
Beden
Taş diye bağlanmış sanki ayağıma
Nasıl bir çırpınmak bu yurtsuzluğuma
Göğe merdiven yapmışlar
Ya Rab!
Bu nasıl bir savaştır?
Yüreğim beni vuruyor.
Ya Rab!
Bu nasıl bir sınavdır?
Aklım kaçıyor.
Çıkrık başında çocuk yaştayım
İçimdeki uzun ince yola
İlk adımlarımı atmaktayım
Hayatı öğrenmek düşe kalka
Meleklerin elbisesi yünü
Yüreğimdekilerin gurbet kuşuyum
Hangi göğün denizine kanat çırpsam
Hangi bulutun güvertesine konsam
Yabancılıkları karşılıyor beni.
Lisanımdan anlamıyor hiçbirisi
Ben her gece
Yüreğime ninniler söylüyorum
Uyusun diye...
Vefat etti dediklerinde içime yıkıldım.
Yüreğim enkazımın altında.
Ses ver can! Ses ver...
Ben, yüreğimin kırıntılarını yarınlarıma verecektim
Acın süpürüp götürmeseydi avuçlarımın içini.
Yüzümdeki hüznün tozunu
Rüzgarlara silkeler
Sonbaharların üstüne atardım
Bir tebessüm karşılığında
Düşeş gelirdi muzurluğum,
Ta ki yüreğimden düşene dek.
Öyle tatlı tatlı esiyor ki rüzgar
Biraz öfkeli olsa da.
Elimde sıcacık çay; balkondayım.
Yağmuru bekliyorum
Gecenin bu saatinde.
Ayak seslerinden anladım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!