Sağımda güzel gözlü yar,
Aklımda harç parası,
Solumda can dostum var,
Ama yok sigarası.
Kimi babadan zengin,
Akıldan yoksul,
Bu sevdayı bitiren bir yığın yalan,
Nasılda sokulmuştun masum bir kedi gibi,
Nasılda inanmıştım gözyaşlarına,
Geçmişi anlatırken dudakların,
Bir sanat eseriymiş meğer konuşmak,
İyi beceriyormuşsun laf oyununu,
Senin gözlerinde bir dünya ölür,
Peşinde ne keremler,sürünür
Leylalığın güzelliğinden değil
Sevgimin gücünden,
Anlıyormusun,şimdi
Hiçbir güneş ısıtmaz seninkadar
--Duyamadım
--Sizedemedim efendim,bunu düşüneceğim,tek başıma karar verebileceğim bişey değil.Murat'ada sormalıyım.
Madam Beki ısrar etmiş Hilali evine götürmüştü.Kapıdan içeri girdiklerinde
---Bu eve nerdeyse yirmi yıldır ilkkez bir yabancı giriyor.Beş yılda bir sayım memuru,bir kaç seferde doktorum ve avukatım girdi.
Lambada titreyen ateş,
Daha ne bekliyorsun,sön artık
Sönki hayallere dalayım,
Hayalimde sevgilime varayım.
Onunla bir uçağa binelim önce,
Tahmin ettiğiniz gibi Hilâl o gün simitevine gitti.Ve ertesi günde gitti,daha ertes günde....
Artık nerdeyse her dersaneye gidişinde simit evine gidiyordu,çünki Muratla oldukça samimi bir arkadaşlıkları olmuştu,Coşan abisiyle,öğretmeninin yakınlaşmasından hiç gocunmuyordu.Çünki Muratla yakınlaşması,Hilal için bir arkadaşlıktan ibaret gibi görünsede aslında bu iki genç insan birbirlerine gün geçtikçe dahada ısınıyorlar ve yaşanacak yeni bir aşkın ilk adımlarını atıyorlardı.Bu durumda Coşanda Dersane dışındada öğretmeniyle beraber oluyor,konuşamamsının verdiği açığı kapatıyordu.
Hilalle Muratın simit evi buluşmaları birkaç gün sonra değişik mekanlara,sinemalara,çay bahçelerine taşınmış olsada henüz birbirlerine net olarak ne hissettiklerini söyleyemiyorlardı
Hilalin her sabah bir öncekinden daha erken evden çıkması,ve her akşam daha geç gelmeye başlaması,Arzunun dikkatini çekmişti.Hilalin neredeyse yatsı ezanına yakın bir saatte eve geldiği o gece Arzu kendisini holde karşılamıştı.Arzu karşısında dikilmesine aldırış etmeden odaya doğru yürüyen Hilale müdahale etti
--Oooo hanfendi,sabah şerifleriniz hayırlı olsun
Hilâl arkadaşınınkendisiyle alay etmesine ve hesap soran tavırlar takınmasına kızmıyordu,çünki uzun zamandır böylesine mesut olmamıştı.
--Sen geç dalganı,ben dersaneden gelmiyorumki
--Onu biliyoruz kızım,bizde merakımızdan çatlıyoruz heralde.Nerden böyle?
Hilal henüz Arzuya,Murattan bahsetmemişti.Çünki erken konuşmayı sevmezdi.Ama artık biraz olsun bahsetme zamanı geldi diye düşündü.
Şimdi sen kendini aynada görünce kasılıyorsunya,
Nekadar güzelim diye,
Hani gözlerin birer şaheser,
Dudakların yanardağ,
Ve vücudun bir peri kızı narinliğinde ya,
Haltetmişsin sen onu,
Biliyormusun ben niye ağlıyorum,
Bilemezsin,
Elimiz kalem tutmaya başladığından beri,
Her haksızlığa isyan ettik biz.
Bu yüzden şaire çıktı adımız.
Kendi sevdalarımızı pek söylemedik,
Seni görmediğim gün akşam olursa,
İnan ben o günü yaşanmamış sayarım,
Rüyamda olmadığın gece,güne varırsa
Ben güneşin yüzüne nasıl bakarım.
Öylesi ulaşılmazlara ulaştımki ömrümde,
Ne olmazları oldurdumki gönlümde,




-
Ebru Ercan
Tüm Yorumlarben evli bir bayan olarak bu söylediklerinizi(allaha şükür) yaşamıyor olsam da yaşayan birçok kadın adına %100 doğru bulduğumu belirtmek istiyorum ve samimi yazınız için tesk ediyorum.kaleminize sağlık...