"Hanginizin daha güzel amel işleyeceğini ortaya çıkarmak için, ölümü ve hayatı yaratan O'dur." buyuruyor cenab-ı hak mülk suresi 2. ayette...
Tarık suresi 4. Ayette ise;
"Hiçbir kimse yoktur ki onun bir gözetip koruyan(kendisini muhafaza edici ve amellerini kaydedici ve denetleyici) memuru bulunmasın." buyuruyor güzel sultan...
Düşünsenize.... Her birimiz kendi kader planımızda başrol oyuncusuyuz...Sahnedeyiz...ve tıpkı televizyonda gözlenir gibi gözleniyoruz...Bir nevi , BBG ( biri bizi gözetliyor) evindeyiz...Gözetleniyoruz...Aslında özetleniyoruz...Her yanımız kameralarla çevrili...Ve biz oynuyoruz... Zaman zaman kameralar karşısında olduğumuzu unutup saçma sapan günahlara dalsakda, az bi silkinip kendimize geldiğimizde kameraların farkına varıyoruz...Ve kendimizi yönetmene sevdirmeye, kanıtlamaya çalışıyoruz..
Ben yalnız olmadığımı düşündükçe çok heyecanlanıyorum... bazen kendimi sahneye fazlaca kaptırıp, durup dururken yanımdakilere sağımdakilere solumdakilere selam veriyorum..Sizcede Allah'ın kurduğu bu kader sahnesi çok heyecan verici değilmi...
Güzel insan yüzünden değil..Hüznünden tanınır..
Güzel ruh,duyarlıdır..
Yanından geçen karıncanın ayağındaki ağrıyı bile dert edinir..
Bu yüzden alın çizgileri fazla, bakışları derin, gülümsemesi hüzünlüdür...
Güzel insan, güzel yüzlü değildir..
gül yüzlüdür..
Her neye bakarsanız bakın..Her neyi dinlerseniz dinleyin..Her neyi düşünürseniz düşünün..Hiçbirini tek başına yapmıyorsunuz...Hepsini yazıcı meleklerinizle ve muhafaza meleklerinizle beraber yapıyorsunuz...Her bir ekleminizi bıkmadan usanmadan tutan, cefakar melekleriniz var sizin...
Onların gözlerini gönüllerini çok yormayın..onlarla aranızı iyi tutun...Gün gelir...Bir tövbe esnasında, onların, niyetiniz hakkında şahitliğine ihtiyacınız olurda, haberiniz olmaz....Güzel bakın... güzel şeylere bakın... Güzel düşünün... Güzel düşündürün... Güzel şeyleri dinleyin... güzel şeyleri duyun... Güzel şeyleri okuyun... güzel şeylerle amel edin... Kainatta yalnız değilsiniz... Yanınızda kocaman bir orduyla dolaşıyorsunuz...Haberiniz yok... Gün gelir... o ordu sizin gizli şahidiniz olur...Onlarla aranızı iyi tutun...onlarda iyi bir intiba bırakın diye Hatırlatayım istedim...
"Birini bu kadar sevmek yasaklanmalı" demiş şair...
Güzel söylemiş...
Medyada lanse edildiği gibi, dünyayı şeytan ve ona biat etmiş olan yardımcıları yönetiyorsa;
Her hafta düzenli olarak yeryüzünde toplantılar yapan... Yeryüzünün yönetimi ile alakalı kararlar alan ve bu kararlarla alakalı görev dağılımı yapan, Efendimiz hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'i bu işin neresine koyacağız...O toplantılarda alınan kararların yerine getirilmesinde görev alan,
Üçleri, 7'leri, kırıkları, 300'leri, 500'leri nereye koyacağız....
Ne diyordu Hucurat suresi 7. Ayet;
"Şunu da bilin ki, aranızda her meselede kendisine müracaat etmeniz gereken Allah’ın Rasûlü bulunmaktadır...'
Yeryüzünde Allah'ın izniyle Bir tek başkomutan vardır... O da efendimiz Hz Muhammed Mustafa'dır... Başımıza gelen iyi ve kötü her ne varsa amellerimizden kaynaklanmaktadır....
Hangi partiyi tuttuğun, hangi takımı tuttuğun, hangi görüşe sahip olduğun, hangi alışkanlıklara sahip olduğun kadar, sahip olduğun bu hasletlerin, inanışların ve sevişlerin islamdaki karşılığının ne olduğu da mühimdir...
Feminizmin islam dininde hiçbir karşılığı yoktur... Dolayısıyla; feminizm rüzgarları estirerek siyaset yaptığını zanneden siyasetçilerinde benim neznimde zerrece bir değeri yoktur...Tarafım bellidir...Bunda sıkıntı yok...Ama tuttuğum partinin içindeki feminist çıkışlarıyla meşhur olan insanlarıda körü körüne sevecek ve savunacak kadar kör kütük cahil değilim...Tuttuğum partiyi bir yana, o insanları diğer yana koyuyorum...Birileri ısrarla bu kişileri, listenin orasına burasına sıkıştırıyor diye, onların savunduklarına ve konuştuklarına taraf olmak zorunda değilim..Kıyamet günü onlarla bir arada haşrolunmak istemem...
Hangi şiirden kopup geldin sen..
Hangi maninin ilk mısrasısın Söyle..
Nasıl bir özlemi anlatıyor sözlerin..
Nasıl mana dolu bakıyorsun öyle..
Hangi güzel şehrin baharısın sen..
Hangi şiirden kopup geldin sen..
Hangi maninin ilk mısrasısın Söyle..
Nasıl bir özlemi anlatıyor sözlerin..
Nasıl mana dolu bakıyorsun öyle..
Hangi güzel şehrin baharısın sen..
Hanzala artık, sadece dünyaya küsüp, sırtını insanlara dönen o gariban, filistinli çocuk değil...Aynı zamanda Kolsuz bacaksız.. vücud bütünlüğünü yitirmiş..kan revan içinde bir çocuk... Annesini babasını yitirmiş tüm aile fertlerini ve komşularını yitirmiş yetim ve öksüz bir çocuk....Dünyayı sırtlanmış,Ama elindeki taşdan asla ümidini kesmemiş ...Ardına önüne sağına soluna Allahı almış, gerçek bir Türk hanzala...
Sen, sapanından attığı tek taşla zalim calutu yere seren Davud aleyhisselamın torunusun hanzala...
Sakın vazgeçme...
Kudüs olacak birgün pencerendeki manzara...
Biz yüzünü, sen kudüsü seyredeceksin Hanzala...
Bir grup insan hasan basri hazretlerine gelerek;
-"Ya imam..İçimiz dünya ve dünyalık sevgisiyle doldu...Mal yığmaya başladık..Dünyalık kaygı ve korkularımıza esiriz .. şimdiki halimizin efendimizin buyurduğu halle hiçbir ilgisi yok... Biz şeytandan şikayetçiyiz... Bizi evhamla vesvese ile kontrolü altına aldı.Onun verdiği vesveselerden kurtulmak için ne yapabiliriz...Bizi oku üfle... Veya bize bir telkinde bulun... Şeytandan şikayetçiyiz..."derler...
Hasan Basri hazretleri gülümser ve;
-şeytan da az evvel buradaydı...Oda sizden şikayet etti... Söyle şu adamlara, cenabı Allah onlara sabrı ve sabrın karşılığında cenneti vaat etti.. bana ise dünyayı ve hırsı verdi...Bunlar, hırsı, benden daha fazla aldılar..Şimdide Dünyayı istiyorlar...Yani benim hakkımı ele geçirmeye çalışıyorlar..Bende onların haklarını almanın peşine düşmek zorunda kalıyorum...Ellerinden önce sabrı..Sonra onlara vaadedilmiş olan cennetlerini almak için uğraşıyorum.. Ademoğlundan şikayetçiyim..." diye cevap verir...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!