Bre yiğidim!
Bre yiğidim!
Sen gideli; gönlümüzde pınarlar dindi
Gözyaşları akmaz oldu çatlamış dudaklara
Sen gideli atımız yorgun, nalları aşınmış
Özleminden ağlıyor ovalar, dağlar ve şahin barınağı yuvalar
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bre yiğidim!
Emir ferman sendedir
Dağ senin, Ova senin, bağ senin
Kılıç senin, Kalkan senin, Yay senin
Özlem yüklü, yetim kalmış çağ senin
O özlemler çok yakında vuslata erecek dostum, sabrımız bitmiştir.
Tebrikler, yüreğiniz ve kaleminiz hiç susmasın.
Selam ve sevgiyle.
Şehitleri hiç ölmez derler. Bedenleri toprak olsada hep yer yüzünde var olurmuş ruhları ile.
Kutluyorum güzel ama acı dolu dizelerinizi ve yüreğinizi. Saygılarımla
Tebrikler güzel işleme...
'tebriklerimi sunarım şiirdeki hüsni tahlil sanatı çok güzeldi..selam ve dualarımla'
Tebrik ediyorum sayın Genç.Çok güzel bir şiirdi.Emeğinize,kaleminize sağlık.Saygılarımla Mahperi KOÇ
BAŞARILI ŞİİRİNİZİ VE SİZİ KUTLUYORUM
Bre yiğidim!
Bir zamanlar arslan pençesiydin bu diyarın
Pazun güçlüydü, güçlüydü küheylanın
Bre deli oğlan!
Bakışına, gönülleri yakışına hasretim
Ovalardan, yaylalardan akışına hasretim
Bre yiğidim!
Kar erirdi atının rüzgârının karşısında
Nice krallar devrilirdi saraylarında
Çağlayanlara özenerek akardın
Tuna boylarına...
Kafkas dağlarına...
Hicaz çöllerine...
Ve zalimlerin işkence nöbetlerine
Bre, aman, tez gelesin!
Emaneti getiresin
Emniyeti yar edesin
Vatanını katledene dünyasını dar edesin
Dadaşım çok hoş yazmışsın. yalın bir dil, özünden kopmuş kelimeler, yüreğinden fışkırmış duygular.
Yürekten kutluyorum
sen gideli...
Yillar önce biraktigin yerdeyim sevgili
Bir askin var kalbimde sevgiyle yasayan
Bir de diktigimiz gül agaci
Kocaman yerinde duran...
Yakup icik
Çok anlamlı bir şiir, birgün bugün doğacak çocuklarımızında aynı olgunluğu gösterebilmesi dileğiyle , kutlarım değerli şairim.
Gülen yüzlü yiğit bir hemşehrinizin de hafızalarımızda çınlattığı '...Nerdesin ve ne zaman geleceksin esatîrî yiğidim! Billâhi, şu ölgün ruhların, pörsümüş gönüllerin hayat mumları sönmek üzeredir! Eğer canlara can katan temiz soluklarınla imdada yetişmezsen, kuruyan göllerimizde, suyu çekilen havuzlarımızda yaprağı dökülmedik tek nilüfer kalmayacaktır. Bağbân gideli, bağ bozulalı asırlar oldu. Toprak, semaya inat, sema, “gözlerin kuruması murat” dediği günden bu yana, zemin bir baştan bir başa çöle döndü...'satırlarını çağrıştıran çalışmanızı, severek okudum. Erzurum'un, dadaş diyarının çeşmelerinden akan suyun bir sırrı olsa gerek.Muhabbetle kalın.
Bu şiir ile ilgili 15 tane yorum bulunmakta