Yaşamın ormanlarında yalnız bir çınarım ben, yaslı gözlerimden dökülür yaş
Düşler örerim yitik mevsimlerde, bahar ayrılığa çıkar, kışlarım hüzünle sırdaş
Rüzgâra taratırım saçlarımı, yıllar saklar sevdamı, kayıp limanlarda ararım aşkı
Göğsümün gizlilerinde açan gül’sün sen, seninle söylerim yaşamak şarkılarını.
Mahrem kervanlar yürüyor gönül çöllerimde
Yüzümün dallarında yorgun kuşlar
Kımıl bir esinti göğsümün duvarında
Harlı ateşler karıştırıyorum yorgun bir kentte.
Yenilgiler, karşı koyamadığımız bir düş kırıklığıdır.
Bundandır yanılgılara katlanışımız, aşkı aramamız.
Hayallerimiz incinmeyi hiç sevmez, aşk saklanamaz
Bundandır terkedilmiş bir bedende aşkı taramamız.
Aklının bakir ormanlarına dalıp seni bulamamak kaçışlara sardı beni. Bir yangın mavisi yaladı yüreğimi. Dolanmadan ellerin boynuma ve öpemeden nemli dudaklarını denizlerinden aman dilemedim. Ben kirli kaldırımlarda sevdayı süpürürüm er sabahlarda ve apaktır ellerim. Hasret acıtınca canımı kabuğuma döner, soğuktan üşümüş dudaklarımı sevda şiirleriyle ısıtırım.
Şimdi günah çıkartma sırası
Çek ellerini kirlenmiş bedenimden
Döl kapaklarım acıyor, titriyor ellerim
Sil artık öldüren kokunu şu yüreğimden.
Dilim kuru, keçe gibi,
Gözlerimde sisli bir perde
Beynimde karıncalar dolaşıyor,
Yüreğimde bir çocuk ip atlıyor.
Bir duvar gibi örüldü gençliğim,
Kopyasız anlatıların dipnotlarından sökülür anlamlar kimi
Kimi vurdumduymaz bir ayin gibidir, sarmalar tüm benliği
Dağları su eritir, toprağı rüzgâr savurur, ayırır mevsimleri
Denklemi çoktur aşkın, zapt edemezsin yürekte gül ile dikeni
Yılgın kıyımların adımlarıyla geçerken hayatı biz, sonsuz devinimlerle aşkı yüreğimizden sökün ederiz. Sükût besleriz ahraz gecelerde ve dağılmış saçlarımıza ansızın vakitsiz okşayışlar dileriz. Rüzgârdır kangren damarlarımıza dolan, yüzyıllık kederlerimizi yaşam aşkıyla bu yüzden değiş tokuş ederiz.
Bu filmi izlemeyi ne çok istersek
Şiirlerimiz düşecek ıslak gecelere,
Sokaklarda çılgın gölgeler gibi yürüyüp
İki ayrı yürekte yaşamayı öğreneceğiz.
Ben bu şehrin belalısı, sen sevdalısı,
Çingene Sevda
Mevsim kıştı, soğuktu ve o üşümüyordu
Çingene çalgıcılar yüreğini ısıtıyordu
Ortada bir ateş,
Ateşin etrafında bir kadın dönüyordu.
Mevsim kıştı, soğuktu
Sular gibi yürürsün içerime,
Sökersin ülkemin yabanıl köklerini.
Bir türkü gibi sokulursun canevime,
Söyletirsin yurdumun en içli ezgilerini.
Bildiğin tüm oyunları oynarsın, rakkase gibi. Senin yolunu gözlerken ben, tüm mesajlarıma gülücükler bağlayıp, ülkeme geri gönderirsin. Usumdaki dağlara tırmanışlarımı bitirince sana yankımı göndereceğim demiştim. İçimdeki sıradağları tırmanmaktayım güzelim. Her soluklandığımda, sevdanın zirvelerine çıkarken verdiğim her molada düşüyorsun içime. Gönlümdeki suretlerini ellerimle seviyor, parmaklarımla geziyorum dudaklarının doğurgan bahçelerini.
Her satırbaşında yeni bir sevdanın
Yıldızlardan nice fallar tutuyorsun.
Saçlarını serip deli yağan yağmurlara
Yüreğinin acılarını hiddetle itiyorsun...




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.