Kanamalı hüzünlerin dolunaylarında özlemin zamansızlık filmi oynuyor perdede
Yazgımızın acılı ütopyasında ruhumda uyaksız şiirler, yokluğun zulüm gönlümde
Kendimizi arıyoruz talan bir coğrafyada, yalan sevmelerden itilmişiz bir köşeye
Hüzzam bir şarkıdır gülüm seni sevmek, sonsuza dek beklemek olsa da sözlerinde
Karlı bir akşama atmıştın adımlarını, yalnızlık peşimizdeki tepe lambası gibi sürüklüyordu anılarımızı ve biz içli bir keman sesinin siluetine tutunarak yürüyorduk seninle aynı yolu. Az gidip, uz gidip, biraz da dere tepe düz gidip ulaştık bir dağ evine ve ittik bir önceki aşklardan kalan anıları bir köşeye. Sızdık karanlığın en mahremine ve uzandık zar zor yaktığımız bir ateşin cızırtılı sessizliğine, sokulduk birbirimizin aşk kokulu nefesine, ısındık bakışlarımızın neyiyle. Bir düş, bir serapmış gördüğümüz, uyandık yaşamın gardiyan sesiyle.
Anlam, kendi içinde bir muamma, ara ara ruhumuzu örseleyen o asi derinlik
Kapanan her kapı açılır bir gün tersine, menteşede küf, büyür yürekte delik
Öyküler biriktirdim varlığına, kahramanı aşktan, partneri hüzünlerden sanık
Gözyaşıyla mı doldurdun kadehini! Umudun pazarında baharlar varmış satılık
Devrik bir şişeye tutunarak aradım gözlerini meyde, dudak kendi hicranıyla kanadı, tenin ellerimin hoyrat kalabalığına karıştı. Sev diyerek inledi yüreğin, ben kıpırtılarla açılan yer yatağında seni aşk olup sararken, senin coşkun gecenin o yosunlu sularında tutkularla yarıştı. Bir yarasanın kanatları değdi nefesimizle buğulanan cama, üşüdü an, kendi gölgesinin ardına düşerek uzaklaştı bir adam oradan.
Derin sızıların kelepçe boğumundan sızar yağmurun irini/
Düş sarnıçlarına erkenden inse de bulutun kiri./
Yapışkan cümleler sağarız biz evrenden şiire
Mavi üşür/dü kendi derinliğinde...
/Mevsim dalgalarıyla örselenen umarsızlıktır sancımız
/Darılırdı şiire nakarat
Seni beklerken elimdeki ekmeği suya düşürüyorum
Seni beklerken sıcak namluların ağızlarını öpüyorum.
Yüreğimdeki sıcak buğu, kavgamın kutsanmış toprağısın
Çünkü sevdanı göğe, denizlere ve toprağa mayaladım ben
Bulut bulut, al yalaz bir sevda büyürken içimde, baharlar zıpkın çiçekler gibi patlıyorlar yüreğimde. Gündüzleri sevda, geceleri aşk peşinde koşan bir deli tayım ben şimdi de. Kimi, yarasalar yüreğime geriyorlar kanatlarını, kimi dehşet bir kızıl ikindi göğsümü deliyor. Göğsümde tatlı bir ağrı, dilimde nefis bir şarkı; ‘sen olmadan neye yarar bu hayat’ şarkısını dillendiriyor. Kimi anlarda, dilimdeki ağılar kanı, sütü ve irini boşaltsa da ben oyuk oyuk bir yerkürede sana çıkacak bir yol arıyorum.
Nasıl da unutmuştum seni sevmeyi. Fırtınalarımın sükûta kavuştuğu, acımın fırdöndü ilmeklerinden kurtulduğu bir anda yeniden dikildin karşıma. Gözlerini unutmayı her istediğimde, kör bıçaklarla taa kornea tabakama kadar işlediğinde divane bir sarsılışla yeniden sokuldun içerime.
Yılların hesabını görmeye niyet ettiğimizde bir Kasım yangınıydı içimizde durmadan yanan. Bedenin bir Nisan goncası gibi titriyor, yüreğin Ağustos yediverenleri gibi deşiliyor, kapıda dikilen zalim şubat iliklerimizi donduruyordu. Eylül bizden izin isteyerek ayrılmış, ekim'in sarı yaprakları üzerinde yürüyüşlerimiz puslu bir odada bizi terk etmişti. Şiirlerimizi altımıza serip, söylenmemiş tüm sözlerimizi birbirimize söyleyip karanlıkta birbirimizi bulmuştuk.
Dudaklarımız yıllardan öç alırcasına acımasız mevsimlere kızgın, nisan goncaları gibi patlıyordu. Ellerimiz kenetlenmiş, mart'ın çözümsüz çığlıklarında direncimizi yitirmiştik. Aynı odada, aynı karanlıkta menekşeler, çiğdemler, nergisler, yaseminler demet demet çiçeklerle girdiler içeri ve mayısın rengârenk izdüşümünde usulca bırakıp gittiler kucaklarındakileri.
Korkuyla aralanan gözkapaklarımda kelebek tozu
Yorulmuş bedenimin inceden ağrısı kayalıklarda
Sensizken ben, nicedir yosunlar ağıyor gövdeme
Ellerimin üşümüş çizgilerinde yaralı bir serçe an
Ben devrilir iken kendi eksenime, aylardan Şubat
Derinlikler biriktiriyorum satır aralarında
Sahipsiz bir kedi ölüyor kendi çöplüğünde
Sorgusuz dalgalarca esrik ve nazlıyım
Dudağımda bin yıllık ezgiler, içimde aşk
Yoksul şarkılarla kıyımlara bölünüyorum
Bir köşeye fırlatılmış karalamalar günlüğümde
Gönlümün titrek feneri yanıyor çok derinlerimde
Islak dudaklarımda figan nağmeler
Üşüyorum kavruk bir çölün göğsünde
Suskun cümleler biriktirdim sana asırlardır
cılız bileklerimde sancılı ömür aksi
sevinç eşsiz bir tasa göğsümde
eskimiş çarşılarda ayna arıyor kadınlar
dillerinde yitik türküler
serin yaz sabahlarının şavkı yüzümde
bacalarda entrika’nın dumanları




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.