ŞEBBOY MORU DÜŞLERİM
Sabah olur hazin bir melodinin ucunda
Şebboy moru düşlerim uyanır
Hasret de yorgun bir göçebe
Bir nefeslik kalsa da dönerim yuvaya
Şafak vaktinin griliğinden
gümüşî çizgiler düşer pencereme
Ben yine gurbetin eşiğinde,
Avuçlarımda yarım kalmış
Bir dönüş sıcaklığı.
Seni düşünüyorum.
Kim bilir kaç gece geçti
Aynı göğe bakıp da birbirimizden habersiz.
Kaç yıldız düştü sessizce
Kaçını dilek diye sakladık içimizde.
Zaman, senden uzak kaldıkça
Uzayan bir yolmuş meğer.
Şiir yazar dudaklarım
Vuslata döner saatler
Gözyaşına döner şafak
Pencerene konar yalnızlığım.
Kapına yaklaşır gibi oluyor kalbim,
Odanın sessizliğine karışıyor nefesim.
Masada yarım kalmış bir çay,
Geceyi bekler gibi soğumuş.
Perdede geceyi taşıyan gölgeler…
Uyuyor musun,
yoksa sen de benim gibi
geçmişin ayak seslerini mi dinliyorsun?
Bir tespih tanesi gibi
Geçiyor parmaklarından hatıralar.
Bir fotoğrafın kenarında duruyor gözlerin,
Bir eski cümlenin içinde gülüşün.
Ben sana dokunmadan
Saçlarının rüzgârını özlüyorum.
Düşünden geçiyorum usulca,
Gözlerin dalgın,
Dudaklarında yarım kalmış bir söz.
Cam buğu tutuyor,
Göğsünde sessiz bir sızıyla
Buğulu sabaha karışıyorsun
Az sonra güneş doğacak,
Duvarlardan gece çekilecek.
Gölgeler kısalacak,
Yollar yeniden uzayacak önümüzde.
Belki başka bir sabah
Aynı ışık düşer ikimizin penceresine.
Ne gurbet kalır aramızda
Ne suskunluk.
Bir kapı açılır yalnızca,
Sen bakarsın,
Ben bütün yolları unuturum.
Ali Fırat Dicle
Kayıt Tarihi : 28.09.2026 15:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!