Ey dedesinin nazlı gülü
Yüzü nurlu Hüseyin’im
Babasının zöhre yıldızı
Göz kamaştıran Hüseyin’im
Sana gitme Kufe’ye kal dediler
Rızan için kul olayım, kurban olayım
Rızan için taş sunağa aksın, al kanım
Getir yerine rüyandaki Allah’ın emrini
Ey babacığım vur boynuma hançerini
Her yer küle dönmüş orman yangını
Çekiyorum İçime kesif bir dumanı
Ciğerlerim yanıyor, boğuluyorum
Duysunlar sesimi diye bağırıyorum
Bugün ben, ben değilim
İçimdeki saklı çocuk
Bugün onun günü
Ne dilerse emrindeyim
İşte geldik parktayım
Bugünlerde aklım bana yar değil
Ne med nede cezir yaşadığım
İçinde olduğum halim hal değil
Bir ses beynimde sürekli
“Yaşa işte koca dünya dar değil”
İdam ediyorsun beni acımadan
Son sözün nedir diye sormadan
Cellatlar bile görse acırdı halime
Af çıkardı benim gibi biçareye
Oysa sen kurmuşsun divanını
Gözlerinde gördüğüm sahte gülüşüne
Arkamdan çevirdiğin onca işine
Yeminler edip sözler verişine
Sana inanmak mı artık içimden gelmiyor
Yaşadığım her şeyin yalan oluşuna
Benim gözümden görebilseydin kendini
Kendinden biran bile ayırmazdın gözlerini
Sebati Manav 20 Mart 2011
Yerlerde süründü kaldı bu gönül
Hamdı sabırla pişti kandı bu gönül
Aşk ateşine düşüp yandı bu gönül
Geçici aşklarda eylenmez artık o
İlahi aşkın yoluna kurban bu gönül
Kendi halinde bir deniz kasabası
İrili ufaklı balıkçı tekneleri
Sahile vuran hırçın dalgalar
Esen meltemde dalgalanan sarı saçlar
İlk bakışma, ilk heyecan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!