Başımı koysam, dizine sevdiğim
Bu dünya dönmese dursa ne çıkar!
Dokunsa eline titrek ellerim
Saatler ölümü vursa ne çıkar!
Düşmesin bu öksüz aşkımız dile
Yok artık, kurtarmaz bizi bu hayat
Ahlaktan, ilimden, irfandan başka
Fani olan her şey kalıyor bayat
Ne kaldı, zarar ziyandan başka!
Ayrılık tarifsiz, ayrılık ateş
Canımı kopardı bile ayrılık
Dokunsa bir kez sönerdi güneş
Düştü acısıyla dile ayrılık.
Bir kara sevdaya düşeli beri
Bir Serçe Misali
Adını anarım her ah-u zarda
Güneş ki erirken mat ufuklarda
Kanarken düşlerim bir sonbaharda
Ayrılık vehmine düştün de gittin.
Ayrılık vehmine kapılıp gittin
Yıllar oldu göremedim sevdiğim.
Kanımda yeşerip tenimde bittin
Ben bu sırra eremedim sevdiğim.
Bir başkası bana yar olur diye
Kıvrım kıvrım yollar uzaklardayım
Vuslata bir hayal kur benim için.
Şimdi gurbet elde vakti dardayım
Ayrılık vehmini vur benim için.
Hani bir gün vuslat vakti olur da
Gittikçe azalıyor zaman
arkamda yıllar demet demet
kulaklarımda sağır bu sesler
önümde bir siyah perde
ha açıldı açılacak
gittikçe azalıyor zaman...
Baldıran zehiri miydi kara sevdan
Bütün kuşlar üşüştü başıma
Bakmadan göz yaşıma
Ebabil mi ebabil ?
Halim Mecnun'a kabil
Dingin nehirler süzüldü içimden
Bağladım gönlümü gönül teline
Üstüne turnalar konar sevdiğim
Şeker mi şerbet mi düşmüş diline
İçmeden yüreğim yanar sevdiğim.
Gözlerinde ışık, yüzünde rüşân
Bahara ermeden şakayık gibi
Boynunu büküyor gül yavaş yavaş
Rast gele salınan bir kayık gibi
Altımdan çekilir göl yavaş yavaş.
Tavrına meyleder devasız kuşlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!