Gün gelir gün geçer bir şey hatırda
Bir hicran yarası, kanlı satırda
Bu hasret, gözlerimi ıslatır da
Ümidimde hâlâ sağsın sevdiğim.
Yad eller tütüyor, ahu zarımda
Üstüme yıkılsa gök kubbe bu dam
Kaçmak istesem de kaçamam gayrı
Bir sırrı güzindir bu kara sevdam
Açmak istesem de açamam gayrı.
Bir senin yüreğin bende emanet
Gurbet dediler de ...
sen düşersin aklıma
aradan uzun yıllar geçti
gurbetin köhne sokaklarında
hüzün dipsiz bir denizdi
o denizin kıyılarına
Bir söz söylesem kendime
seni sevmeyi unutsam
unutsam seni sevmeyi
beynimdeki güvercinler uçup gitse
bir daha geri dönmeseler
dönmeseler beynimin yamaçlarına
Bir su başındayım bir su başında
içimde üşür yalnızlıklar
yüreğim yâr senin telaşında.
Acı erik diş kamaştırır derler
bir gülüşle biter kederler
Bu gönül yolunda tut ellerimden
selamı sabahı kesme sevdiğim
bir gizli sancı ki vurur derinden
ses verde sesini kısma sevdiğim.
Ay düşmüş geceydi içimde yerin
Buğulanır zaman, gözlerimde nem
İçimde çınlayan bir sesim olur
Vakit dedikleri bir başka sitem
Baktıkça hercai bir resim olur.
Razıyım yâr ile en zor çıkmaza
Tebessüm serpilmiş ay gibi çehre
bülbüller tünemiş sanki bu şehre
gülüşünden damlat bir hırçın nehre
gül bitsin düştüğü yerde sevdiğim.
Razıyım aşk ile yoğrulan derde
Kayıyor bulutlar, meçhule doğru
sevda sustu, nazı kaldı sevdiğim
çağırsam gelmez ki vefasız yıllar
ömür geçti, azı kaldı sevdiğim.
Dualarım düşer, kutlu sabaha
Belki benim gözlerimdi yanılan
Yüzünde parlayan nurmu sevdiğim
Selamsız sabahsız sendin anılan
Gururun önünde sur mu sevdiğim?
Bu nasıl iş, sevda sırrı çözülmez!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!