İNSANLIK ZAMANI
"Bu karanlık, bu zulüm ELBET BİR GÜN SON BULUR!
Karanlığı yırtar güneş, AYDINLIĞA DEM VURUR!
YETER ARTIK! Sustukça çoğalan bu acı,
YETER! Eğildikçe büyüyen bu sancı!
İrfan-ı Aşk
Gel, Dergâhın sırrını yalanla bölme,
Yolda kalanı geri çevirip yorma.
Canı kurban etme, sakın ziyan kılma,
Aşkın sırrını yine Ali'ye söyle,
İSYANA CEVABIN SESİ
Var git er, var git ki sesin sedasın
Hakikatten inen bir nur, bir yasın.
Külünden doğan Anka'nın nidası
Ne hoş geldin ey sır, ne yoldan geldin.
İyi bak gözlerime;
İnsanı görünce tanıyamazsın.
Üzerindeki elbise, kolundaki saat, ayağındaki ayakkabı;
Bol gelir kimi bedene, kıyafeti aldatır kimilerini.
Baharın biter de kışın gelince,
Gölgen bile bıkar, kaçarlar senden.
Yüzünün gülleri solup ölünce,
Dost dediğin bakar, kaçarlar senden.
İnsanların akın akın koştuğu
Antalya’dan
Bedeni bırakıp kaçıyorum
Turhal’a
Ruhumu saran o demir prangadan
Sıyrılamadım, yakalandım kaç defa
🖤 Kaderim ve Yaram
Karaymış bahtım kara,
Yüreğimde açma yara.
Elinizden gidersem,
Dizlerine vura vura,
KADINA YAN BAKTIRMAM
Bire utanmazlar, bire arlanmazlar
Hepinizi önüme katarım şimdi
Bakmayın miskin miskin oturduğuma
Alayınıza KESS naarası attırman bana!
Kağıtsız Kelam
Sessiz bir feryat yükselir derinden,
Kelimeler kopup gelir yerinden.
Duygular süzülür gönül selinden,
Kağıda dökülen sızıyım bugün.
İçten gelmeyince şiir yazılmaz,
Bin tuvalin olsa resim çizilmez.
Bağlama telinde mızrap eğilmez,
Vurup şu sineme yok etme beni.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!