HÜNKÂR EŞİĞİ
Sevda ateşine yandım yanalı,
Gel dersin de gelmez miyim Hünkârım?
Aşkın kapısına kondu konalı,
Gül dersin de gülmez miyim Hünkârım?
Yedi yıl eşiğinde hikmet bekledim
Gül yüzünü bir kez görürüm diye
Çaresiz derdime dertler ekledim
Hünkarım dergahında ölürüm diye
Uğruna yoluna başımı koydum
Kırk beş yıl dolandım gurbet ellerde,
Diyar yollarında rızkın peşinde.
Nazar’ın ateşi tüter döşümde,
Gönül sızısını yaz dedi bana.
Gençlikte rüzgarla savruldum durdum,
💔 Hüzünlü Yolculuk
Nice yokuşu vardır insanın yolu,
Kimi kalbi bomboş, kiminin dolu.
Kimi arar durur dertlerin kulu,
Kimi gölgelere sinmiş gizlenir gider.
HÜZÜN PERDESİ
Açmayın perdeleri, efkâr çöksün gönlüme,
Işık sızmasın artık, şu karanlık günüme.
Hasret mührü vurulsun, talihime, dünüme,
Sen yoksan hayat biter, kışlar vurur canımı.
Huzurunda Hor Görme Beni
Sabahın seherinde yüzüm yerdedir,
Gönül kapım sandım, gözde perdedir.
Aşkın deryasında yolun çaredir,
Medet huzurunda hor görme beni.
İbadethanedir Cemevi
Bırak da ben söyleyim ibadethanemi,
İsmi sana lazım değil, benim Cemevi.
Ne diye deşiyorsun bin yıllık yaremi?
Bizi bizim gibi görenler bilir.
Açlık Sınırı:
Boşaldı heybemiz, tadımız kaçtı,
Mutfakta yangın var, her can bir açtı.
Ekonomi denen dev yara açtı,
Kemerini sıkarak, bak diyorlar.
Karlar yağdı yüce dağın başına
Zehir kattın ekmeğime aşıma
Bakmadın hiç şu gözümün yaşına
Gülmez isen iflah olmam nazlı yar
Gurbet eli adım adım gezdirme
Dergâh-ı izzette kurulmuş pazar,
Mihman olan canlar derdinden bizar,
Sırr-ı hakikati deryada sezer,
İğne ile yol kazar Kalemsiz Şair.
Kırklar meclisinde içildi dolu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!