Kâğıdın ve mürekkebin
kehanetidir bu:
Sözün yorulduğu eşikte
harfler üstlenir kelamın yükünü.
Mevsimler kabuk değiştirir,
zaman kendi nehrinde köpürür…
Bir sohbetin aksisedası
gün batımına vururken
vuslat,
ruhun en çılgın çekim yasasına dönüşür.
Varoluş,
bir başka varoluşun aynasında
ilk kez keşfedilir.
Dünya kılıktan kılığa girse de
külün altında saklanan
o ilk kıvılcım eksilmez.
Değişimin devasa gürültüsüne rağmen
menzil, kendi patikasını
sarsılmaz bir sadakatle çizer.
Zaman tenin alfabesini bozabilir,
kuzey rüzgârları pusulayı şaşırtabilir;
fakat iki varlık arasında
öyle bir bağ kurulur ki
maddenin hükmü orada nihayete erer.
Aynı güneşin altında süren
o ebedî arayış,
yabancı bir sokağın kıvrımında,
tanıdık olmayan bir seste
yine o ilk günkü, hiç bozulmamış
saflıkla yürür hedefine.
Kâinatın kuytu bir köşesinde
yankılanan bir melodi,
dağılmış ne varsa
aynı merkezde toplamaya yeter.
Ruhun kendi mahzeninde sakladığı
gizli bir lehçe vardır;
şeklin ve zamanın ötesine taşan,
hikâyelerin dikişlerini söken…
Ne mekânın sınırı vardır orada,
ne de takvimlerin;
hafıza silinse, dün unutulsa bile
denizin karşısında usulca dönen
o ezelî dans,
kalbin hiç yanılmayan
tanıklığıyla yeniden başlar.
Yollar çatallanır,
şehirler kimlik değiştirir,
insan kendi gölgesinde bile kaybolabilir bazen…
Lakin özde var olan
o tanıdık frekans,
nerede olunursa olunsun,
çekim merkezine yönelir.
Gürültünün dindiği,
sükûtun hüküm sürdüğü yerdir burası.
Ruh konuşmayı bilince,
fırtınalar bile dilsizleşir.
Bir bakışın derinliğinde kurulur
duru huzur ve kutsal adanmışlık.
İpekten bir dokunuşla uyanır
kalbin imgeye sığmayan hazinesi.
Her lekeyi yıkayan,
zamanı eriten
ve varlığa şifa olan
o saf, hayat veren
suyun aktığı yer.
Kayıt Tarihi : 23.10.2026 22:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
“Ruhun Frekansı”, farklı şarkılarda karşıma çıkan dizelerin içimde birbirine ses vermesiyle doğdu. Mektuplarla büyüyen bir yakınlık, değişen dünyaya rağmen saklanan ilk heyecan, hafızanın unuttuğunu kalbin tanıyabileceği düşüncesi… Bu duygular, kendi dilimde yeniden biçimlenerek aynı şiirde buluştu. Yazarken insanı insana bağlayan o görünmez bağı düşündüm. Zamanın bedeni değiştirdiği, yolların ayrıldığı, hatıraların bile silinebildiği bir yerde birbirimizi nasıl tanırız? Belki bir sesle, belki bir bakışla, belki de açıklayamadığımız bir yakınlıkla… Şiir ilerledikçe bu arayış beni şefkate götürdü. Gürültünün dindiği, insanın kendini savunmak zorunda kalmadan anlaşılabildiği o iç huzuruna… “Ruhun Frekansı”, kalbin kendine tanıdık gelen sesi arayışının ve o seste bulduğu şifanın şiiridir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!