Recep Akıl Şiirleri - Şair Recep Akıl

Recep Akıl

PORTRELER 18 -> NALINCI BABA* HAZRETLERİ

Sultan III. Murad Han bir gece garip bir rüya görür. Görmüş olduğu bu rüyanın tesiriyle mahzunlaşır içine kapanır. Neden sonra kalkıp tebdili kıyafet giyinerek Veziriazam Siyavuş Paşa’yı da yanına alarak saraydan ayrılır ve düşer yola. Yürüyüşündeki kararlılıktan da anlaşılacağı gibi nereye gittiğini bilerek yol almaktadır.

Bir süre sonra Beyazıt’a gelirler. Oradan da Vefa tarafına dönerek Unkapanı’ndan Zeyrek’e ulaşırlar. Zeyrek civarlarına geldiklerinde Sultan lll Murat Han adımlarını yavaşlatır ve çevresini dikkatlice inceleyerek yürümesini sürdür. Derken küçük bir meydana çıkarlar. Meydanda bir kalabalık vardır. Aradığı bir şeyi bulmuş gibi kalabalığa doğru yönelen Sultan yerde kalabalığın çevrelediği bir cesedin yattığını görür.

Devamını Oku
Recep Akıl

Hamza bin Abdülmuttalib peygamberimiz efendimiz aleyhisselâtu vesselamın amcası ve aynı zamanda sütkardeşidir. İlk Müslümanlardandır. Künyesi Ebu Ammare’dir. “Esedullah” (Allah’ın aslanı) olarak da bilinir. Annesi Hale Efendimiz aleyhisselâmın sevgili annesi Hz. Âmine validemizin amcasının kızıdır. Hz. Peygamberimizden 4 yaş büyüktür. Hicretten yedi yıl önce 615’te Müslüman oldu.

Hz. Peygamberimize tebliğ görevi verilmesinin ardından efendimiz aleyhisselâm bu işe ilk olarak en yakınlarından başlamıştı. Fakat Hz. Hamza Efendimizin bu tebliğine önceleri olumlu bir cevap vermemişti. İyi bir avcı olan Hz. Hamza yine bir av dönüşü Rasulullah’ın Ebu Cehil’in hakaretlerine maruz kaldığını duyunca Ebu Cehil’i bulup yaraladı ve orada her kesin içinde kendisinin de artık Müslüman olduğunu söyledi.

Bu yaralama olayı sırasında Hz. Hamza orada bütün Mekkelilere meydan okumuş, bu meydan okumaya hiç kimse karşılık verememişti. Hz. Hamza’nın bu cevvalliği ve güçlü duruşu, üstüne üstlük bir de Müslüman olduğunu söylemesi zaten bir avuç Müslüman’a büyük moral olmuş, müşriklerin de gözünü korkutmuştu.

Devamını Oku
Recep Akıl

Matematik, fizik, mühendislik ve astronomide çağının en önemli alimlerinin başında gelen ve dahi fiziksel optik, meteorolojik optik, katoptrik, diyoptrik, yakıcı aynalar, gözün fizyolojisi ve algısal psikoloji alanlarında da araştırmalar yapmış batılıların ‘Alhazen’ olarak bildikleri İbn-i Heysem 965 yılında Basra'da doğdu. Tam ismi Ebū Alī el-Ḥasan ibn el-Ḥasan ibn el-Heysem’dir.


Öğrenimine Basra'da başladı. Zamanının yüksek din ve fen ilimlerini de burada öğrendi. Tahsilinin tamamladıktan sonra, Bağdat'a giderek özellikle; matematik, fizik, mühendislik,
astronomi, metalürji gibi pozitif bilimleri de öğrenip, şöhrete kavuştu.

Devamını Oku
Recep Akıl

İmam-ı Gazâlî 1058 yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. İlköğrenimini Tus’ta Ahmet bin Muhammed er-Razikânî’den almıştır. Sonra Cürcan'a giderek orada mukim İmam Ebu Nasr el-İsmaili'den ders aldıktan sonra 28 yaşına kadar Nişâbur Nizamiye Medresesi’nde öğrenimini sürdürdü.

Gazali itikadî düşünce olarak Ebü'l Hasan Eş'arî’den ve ameli görüş olarak ise İmam-ı Şafiî'den etkilenmiştir. Hocası ‘İmam-ı Harameyn’ lakaplı Abdülmelik el-Cüveynî 1085 yılında ölünce Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün yanına gitti.

Nizamülmülk'ün huzurunda olan bir toplantıda verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayarak 1091 yılında Bağdat’taki Nizamiye Medresesi'nin baş müderrisliğine tayin edildi. Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı.

Devamını Oku
Recep Akıl

Tarihte bilinen ilk büyük Türk mutasavvıfıdır. Her ne kadar Ahmed Yesevi’nin tarihî şahsiyetine dair vesikalar az da olsa, mevcut olanları da menkıbelerle ve söylencelerle karışmış olduğu için bunlardan kesin ve sağlam bilgilere ulaşmak oldukça güç, hatta bazı hususlarda imkânsızdır.

Buna rağmen “hikmet”lerinden, onunla ilgili bazı tarihî kaynaklardan, menakıpnamelerden elde edilecek bilgiler ve çıkarılacak sonuçlar, menkıbevi de olsa, hayatı, şahsiyeti, eserleri ve tesiri hakkında yine de bir fikir vermektedir.

Ahmed Yesevi Batı Türkistan’daki Çimkent şehrinin Sayram kasabasında dünyaya geldi. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Yusuf el-Hemedânî’ye intisabı ve onun halifelerinden olması dikkate alınırsa eğer XI. yüzyılın ikinci yarısında dünyaya geldiğini söylemek mümkün olabilir.

Devamını Oku
Recep Akıl

Bütün insanlık tarihi boyunca tabutunu evinden mezarına kadar taşıma onurunu elde edebilmek için Müslümanların, Hıristiyanların, Yahudilerin ve Hinduların birbirleriyle tartışmaya giriştikleri kaç ’din adamı’ görülmüştür?

Ya da daha yakın çağların kültür arenasına bir göz attığımızda Ressam Hermenszoon ile düşünür Georg Wilhelm Friedrich Hegel’i, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile Amerikalı Film yönetmeni Oliver Ston’u, ya da Alman şairi Johan Volfgang von Goethe ile nev-age müziğinin usta isimlerinden besteci Vangelis’i neredeyse birbirine eş değer saygı sözcükleriyle kendisine hayran bırakabilen kaç isim gelip geçebildi bu âlemden?

İstisnasız her inanışın, her yönelişin mensuplarını böylesine tartışmasız bir biçimde çevresine toplayabilecek düzeyde güçlü bir ışık, yeryüzünde ’peygamberler çağı’ndan sonra yalnızca bir kez yandı. O da 13.yüzyılda Anadolu’nun kalbi sayılan Konya’da.

Devamını Oku
Recep Akıl

İkinci şiir kitabının ismi ve aynı zamanda en önemli şiirlerinden biri olan ‘Kaldırımlar’ la tanınan ve ‘Kaldırımlar Şairi’ lakabıyla anılan Necip Fazıl Kısakürek o günlerin aynı zamanda medya merkezi de olan Bab-ı Âli’nin önde gelen isimleri arasında ye almıştır

1934 yılında İslam âlimi Abdülhakim Arvasi ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve hayatını İslami bir çerçevede sürdürmeye başlamıştır.

1943- 1978 yılları arasında 512 sayı yayımlanan ‘Büyük Doğu’ dergisi yoluyla görüşlerini kamuoyuna taşımış olan Necip Fazıl Kısakürek aynı zamanda bu dergi sayesinde oluşan ‘Büyük Doğu Hareketi’ nin de lideri bir şair ve fikir adamıdır.

Devamını Oku
Recep Akıl

Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve becerinin çeşitli alanlarında seçkinleşmiş olan, İbn-i Sinâ (980-1037), matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları; astronomi alanında ise duyarlı gözlemlerin yapılması konularıyla ilgilenmiştir.

Astroloji ve simyaya itibar etmemiş, Dönüşüm Kuramı'nın doğru olup olmadığını yapmış olduğu deneylerle araştırmış ve doğru olmadığı sonucuna ulaşmıştır. İbn-i Sina'ya göre, her element sadece kendisine özgü niteliklere sahiptir ve dolayısıyla daha değersiz metallerden altın ve gümüş gibi daha değerli metallerin elde edilmesi mümkün değildir.

İbn-i Sina, mekanikle de ilgilenmiş ve bazı yönlerden Aristoteles'in hareket anlayışını eleştirmiştir. Aristoteles, cismi hareket ettiren kuvvet ile cisim arasındaki temas ortadan kalktığında, cismin hareketini sürdürmesini sağlayan etmenin ortam, yani hava olduğunu söylüyor ve havaya, biri cisme direnme ve diğeri cismi taşıma olmak üzere birbiriyle bağdaşmayacak iki görev yüklüyordu.

Devamını Oku
Recep Akıl

Kesin olmamakla beraber 1200 ila 1300’lü yıllar arasında İçanadolu Bölgesi’nde Aksaray İli civarında yaşamış olan Taptuk Emre, Hacı Bektaş Veli ve Mevlâna ile aynı çağda yaşamış bir Allah dostu, Anadolu erenidir.

Aslen Horasanlı olup Cengiz Han’ın istilası sırasında Anadolu’ya gelip yerleşmiş irşad görevini burada sürdürmüştür. Horasan İran'ın doğusunda ve kuzeydoğusunda yer alan bölgeye verilen isimdir. Farsça bir kelime olan Horasan "Güneşin yükseldiği yer" anlamına gelmektedir.

Taptuk Emre ile ilgili olarak çok fazla bilgi bulunmamakla beraber Hacı Bektaş Veli’nin müridi ve halifesi, daha çok da Yunus Emre’nin hocası olarak bilinmektedir. Yunus Emre kadar ünlü olmasa da pek çok talebe yetiştirmiştir.

Devamını Oku
Recep Akıl

Asıl adı Hamid Hamidüddin'dir. Halk arasında Somuncu Baba olarak da bilinen Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid Han zamanında yaşamıştır.

Miladi 1331 tarihinde Kayseri'nin Akçakaya köyünde doğmuştur. Anadolu'yu manevi fetih için gelen Horasan erenlerinden Şemseddin Musa Kayseri'nin oğludur. Soyu Peygamber Efendimiz (s.a.s)'e ulaşır, 24. kuşaktan torunudur, Seyyiddir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri ilk tahsilini babası Şemseddin Musa Kayseri'den almıştır. Bilge bir kişiliği olan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, ilim alanındaki çalışmalarını Şam, Tebriz ve Erdebil'de sürdürmüştür.

Dini ve dünyevi ilimlerle ilgili icazet alarak, irşat vazifesi için Anadolu'ya dönmüş Bursa'ya yerleşmiştir. Bursa'da çilehanesinin yanında yaptırdığı ekmek fırınında somun pişirip çarşı pazar dolaşarak "Somunlar, Müminler…" nidasıyla insanlara ekmek dağıtmıştır. Bu sebeple Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, Ekmekçi Hoca olarak da tanınmıştır.

Devamını Oku