Recep Akıl Şiirleri - Şair Recep Akıl

Recep Akıl

ölüm var dedi adam
unutma dedi
hayat nimeti bir kuştur uçar gider
güvenme dedi
biter

Devamını Oku
Recep Akıl

Anlatırsın, her türlü... Bütün bilgi birikimini, ifade yeteneğini kullanırsın muhatabın anlamaz öfkelenirsin. Önce kendine "Bir yolunu bulup da anlatamadım, " diye. Al işte çaresizlik.

Anlatırsın muhatabın anlar. Buna rağmen yine de bildiğini okur. Al sana çaresizlik, "Bana ne?" deyip geçmek vardır ama yapamazsın, öfkelenirsin.

İmkânların sınırsızdır. Bunları kullanmana rağmen istediğini elde edemezsin. Ya da bunun tam tersi. Sonuç yine çaresizlik ve yine öfke...

Devamını Oku
Recep Akıl


Cenabı Hakk’ın yarattığı hiçbir şey kendimizden daha önemli değildir.

Bencillikmiş gibi gelebilir bu düşünce ama değil.

Çünkü kendimize özen göstermez, yeterli değeri vermez ve hayatımızı yaratılış amacına uygun bir biçimde yaşamazsak eğer ortaya çıkması muhtemel sorunlar yüzünden, istesek de sevdiklerimize ve çevremize faydalı olamayız.

Devamını Oku
Recep Akıl

Cenabı Hakk’ın yarattığı hiçbir şey kendimizden daha önemli değildir.

Bencillikmiş gibi gelebilir bu düşünce ama değil.

Çünkü kendimize özen göstermez, yeterli değeri vermez ve eğer hayatımızı yaratılış amacına uygun bir biçimde yaşamazsak, ortaya çıkması muhtemel sorunlar yüzünden, istesek de sevdiklerimize ve çevremize faydalı olamayız.

Devamını Oku
Recep Akıl

Erkek evladım yok bu yüzden bir erkek evlada sahip olmanın nasıl bir duygu olduğunu bilemem ama iki kızım var. İşte bunun ne demek olduğunu, ne anlama geldiğini, neler hissettirdiğini çok iyi bilirim.

Onlardan hiç bir zaman sevgimi gizlemedim. Bilirler onları ne kadar çok sevdiğimi. Ağladığımı da gördüler, güldüğümü de.

Yüzlerine ne zaman baksam yüreğim titrer, ılık ılık bir şeyler akar içime. Yaşam kaynağımdır kızlarım benim, her ne kadar artık kocaman insanlar olsalar da böyledir bu.

Devamını Oku
Recep Akıl

Padişah, bazı İslam hükümdarları tarafından kullanılan ve yücelik belirten bir unvandır. Farsça bir sözcük olup ‘şahların en büyüğü’ manasına gelmektedir. Esasen İslamiyet öncesi İran'da hüküm süren Sasani hükümdarlarının sıfatı iken daha sonra Osmanlı hükümdarları ve Delhi sultanları tarafından benimsenmiştir. Kelimenin aslı eski Farsça olup ‘bey, efendi, muktedir’ anlamına gelen ‘pati’ ve ‘hükümdar’ anlamına gelen ‘şah’ kelimelerinden oluşmuştur.

Osmanlı hükümdarları padişah unvanını 1421'de devletin başına geçen II. Murat'tan itibaren kullanmaya başlamışlardır. II. Murat dönemine dek ‘sultan’ unvanını kullanan Osmanlı padişahları ayrıca halife, hakan ve kayser unvanlarını da kullanmışlardır. Bu unvanlardan padişah İran geleneğine, sultan ve halife İslam geleneğine, hakan eski Türk geleneğine, kayser ise Rum geleneğine işaret etmekte ve Osmanlı İmparatorluğu'nun eski İran, Abbasi, Türk ve Rum imparatorluklarının varisi olma iddialarının altını çizmektedir.

Padişahlık hem halife ve hem de sultan makamlarını ihtiva eden bir unvandır. Kanun-ı Esasi’de Osmanlı hükümdarı sadece padişah unvanıyla tanımlanmış ve diğer unvanları kanun metninde yer almamıştır.

Devamını Oku
Recep Akıl

Osmanlıca… Son zamanların bir başka gündemi… Şimdi de şu sıralar Osmanlıcanın zorunlu ders olarak okutulup okutulmayacağı konusuyla meşgul olmaya başladık. Bakalım bu tartışmanın sonu nereye varacak?

Tabi bu konu tartışılırken işin içine başka tartışmalar da giriyor ve konu kasıtlı olarak tamamen amacından saptırılıyor. Meselâ deniyor ki “Osmanlıca bir saray dilidir. Halkın konuştuğu dille bir alakası yoktur. Öğretip da ne olacak öğrenenler mezar taşı mı okuyacaklar. ” vs. vs.

Aslında tüm bu tartışmaların dışında başka bir şeyi konuşmakta yarar var gibi geliyor bana. Her şeyden önce bir tespit yapmak gerekiyor. Doğru bir tespit… Osmanlıca bir dil midir? Ya da böyle bir dil var mıdır? Öncelikle bu soruya bir cevap bulmak gerekiyor.

Devamını Oku
Recep Akıl

HASAN EL BENNA: MISIRLI SİYASİ VE DİNİ LİDER. MISIR’DA 1928’DEN BU YANA SİYASİ MÜCADELE VEREN MÜSLÜMAN KARDEŞLER (İHVANİ MÜSLİMİN) ADLI TEŞKİLATIN KURUCUSU.

Hasan El Benna 12 Ekim 1906’da İskenderiye’de dünyaya geldi. Eğitiminden sonra 1927'de Arapça öğretmeni olarak Süveyş Kanalı yakınlarında bulunan İsmailiye'de bir ilkokula atandı.

İngilizlerin ülkedeki ekonomik ve askeri varlığı açısından büyük önem taşıyan bu kentte, Müslümanları derinden sarsan olaylara şahit oldu. Mart 1928'de bir İngiliz kampında çalışan altı kişiyle birlikte İslam’ın ilkelerine geri dönüşü amaçlayan Müslüman Kardeşler'i kurdu. 1930'larda kendi isteğiyle Kahire'deki bir okula tayin edildi.

Devamını Oku
Recep Akıl

Osmanlı İmparatorluğu’nun temelindeki maneviyat harcının atası Şeyh Edebali 1206 yılında Konya Karaman’da dünyaya geldi. İlk eğitimini burada aldıktan sonra Şam’a giderek Tefsir, hadis, tasavvuf ve özellikle de İslam Hukuku’nda uzmanlaştı. Dönemim büyük Âlim ve mutasavvıflarından Mevlana Celâleddin Rumi ve Hacı Bektaş Veli’nin sohbetlerinde bulunup bunlardan feyz aldı.

Döneminin büyük âlim ve mutasavvıflarından birisi olan Şeyh Edebali, hayatını Eskişehir yakınlarında “İtburnu” adıyla bilinen köyde kurmuş olduğu zaviyede talebeler yetiştirip, halkı aydınlatmaya vakfetti. Yeseviliğin Anadolu’daki temsilcilerinden birisiydi. Anadolu esnaf ve zanaatkârlarının birliği olarak bilinen Ahilik Teşkilatı’nın şeyhiydi. Onun vefatından sonra bu şeyhliğin kime geçtiği bilinmemektedir. Ancak Daha sonraları Ahilik Şeyhliği’nin l. Murat Han’a intikal ettiği bilinmektedir.

Şeyh Edebali İslam Hukuku’nda uzman olması münasebetiyle Osman Bey’in ve ondan sonra beylik görevini üstlenmiş olan Orhan Bey’e hukuki konularla ilgili olarak bir tür danışmanlık görevi üstlenmiş, yeni kurulmuş olan devlete bu yönde destek olup yön vermiştir.

Devamını Oku
Recep Akıl

Ahmed Sihrindi, daha çok bilinen adıyla İmam-ı Rabbani ya da İmam-ı Rabbani el- Faruki el Serhendi… İslam âlimi ve müceddidi… Tasavvuf önderi…

1564 yılında o zamanlar Babür İmparatorluğu’nun egemenliği altında bulunan Hindistan’ın Serhend şehrinde doğan İmam-ı Rabbani İslam’ın 4 büyük halifesinden ikincisi olan Hz. Ömer bin Hattab’ın soyundan gelmektedir. Nakşibendî tarikatının Müceddidiyye koluna mensup olmakla birlikte Kadiriyye, Çeştiyye tarikatlarınca da saygın bir yere sahiptir.

Ariflerin ışığı, velilerin önderi, İslam’ın bekçisi ve Müslümanların baş tacı İmam-ı Rabbani Hazretleri, İslam âlemi tarafından ikinci bin yılın müceddidi (müceddidi-i elf-i sâni) ve müçtehidi olarak kabul görmüştür.

Devamını Oku