Üsküdar'da denize yakınlıklarıyla bilinen iki Selâtin Camii bulunur. İlki Üsküdar iskele meydanındaki Yeni Valide Camii, diğeri ise Mihrimah Sultan Camii'dir.
Bu camilerin güzel, gür ve yanık sesli müezzinleri, sabah ezanlarını karşı sahildeki müezzinlerden daha önce okurlarmış.
Amaçları Yıldız Sarayı'ndaki padişaha, sabahın sakin vaktinde seslerini duyurup padişahın dikkatini çekmek, ihsan koparmak, sonunda saray müezzinliğine tayinlerini sağlamakmış.
Gıybet, bir kimsenin ayıbını arkasından söylemek veya aleyhine konuşmak anlamında kullanılan bir kelimedir.
Türkçede bu kelimenin karşılığı olarak ‘dedikodu’ ya da ‘çekiştirme’ kelimeleri kullanılır.
İslam'da büyük günahlardan biridir.
Yıl 1987. Erzurum’da sürgündeyim. Mevsim kış, aylardan Ocak… Yazdığım mektubu memlekete göndermek için postaneye gitmiştim. İşimi bitirip çıktım, yürümeye başladım.
Sağlam bir kar yağışı var, neredeyse dizlere kadar ulaşmış. Göz gözü görmüyor. Ellerim paltomun cebinde hafifçe önüme eğilmişim, bata çıka ilerliyorum.
Bir ara nereye vardığıma bakayım dedim bir de ne göreyim hiç tanımadığım bir yerdeyim. Kısa bir süre sağıma soluma bakınıp nerede olduğumu anlamaya çalıştım ama nafile.
geceyi bekleyen bir bekçiyim ben
gün doğar ilk ışıklarla birlikte benim de işim biter
gece güzeldir gece sessiz
sıcacık bir sığınaktır gece yalnız yürekler için
örselenmiş hayatlara ilaçtır kim bilir belki de panzehir
yorgunum
ağır ağır akıyor bedenimden
geçmişim
her şey yalan
bir tek ölümmüş gerçek olan
evet öğrendim
yasaklığına ak çizgiler çiziyorum sevgimizin
uzaklığına köprüler kuruyorum sevgiden gel
bir kez doğar güneş gözbebeklerinde kişinin
bir kez aydınlanır yüreği
kurşunla korkunu
Her zaman vardılar…
Ellerinde binlerce, on binlerce insanın kanı vardı. Bu kanı yaşadıkları toprakların dört bir yanına bulaştırarak iktidarları boyunca kafalarına göre düzenleyip yönettiler.
Güçlüydüler, mağrurdular, sözleri kanundu. İçinden çıkmış oldukları toplumlara yönetici oldular ama onlara hizmet etmek yerine zulmettiler, yeri geldi "çoluk, çocuk, kadın, erkek, genç, ihtiyar ayırmadan katlettiler.
Ellerinde binlerce genç insanın kanı vardı. Bu kanı yurdun dört bir yanına bulaştırarak ülkeyi on yıllarca kafalarına göre dizayn ettiler.
Güçlüydüler, mağrurdular, sözleri kanundu. Halka çok zulmettiler. Halkın çocuklarını katlettiler.
Çok ah aldılar çok. Ve giderek güçlerine tapar oldular. Kendilerinden başka hiç bir şeye değer vermediler.
“O kızdan bu eve hayır gelmeyecek,” dedi kadın; televizyon dizilerinden bir tanesinde oğlunun sevdiği kızla evlenmek istemesine kendisinin rızası olmadığını anlatmak için.
Daha başından oğlunun evleneceği kıza karşı çıkıp kabullenmeyen anne bu öngörüsünün gerçekleşebilmesi için elinden ne geliyorsa yapacaktır. Tersini düşünmek safdillik olur.
Anneler böyledir işte. Evlatlarının, özellikle de oğullarının üzerindeki otoriteyi kaybetmek istemezler ve sanırlar ki gelinlerini kendileri seçerlerse bunu sağlayabilirler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!