Suçlamak insani bir eksikliktir. Kişi eğer kendisinden senin değilse bu eksiğini kapatabilmek için dikkati kendi üzerinden uzaklaştırmak, başka taraflara yönlendirmek ister ve bunu yapmak için de genellikle suçlamayı seçer.
Çünkü suçlamak en kolay yoldur.
Zor olan insanın kendi eksiklerini görüp bu eksiklerin üzerine gitmesidir. Şayet zor olanı seçebilmiş olsaydı nefsine söz dinletebilme yolunda sağlam adımlar atmış olur, suçlamak yerine anlamayı seçerdi.
Dostundan olmak istemiyorsan maddi ya da manevi ondan hiçbir şey istememelisin.
Çünkü bu isteği yerine getirebilmek için yeterli bir imkâna sahip olmayabilir veya böyle bir isteği yoktur.
Her iki halde de karşında zor durumda kalır ki insanlar sevdiklerinin karşısında zor durumda kalmaktan hoşlanmazlar.
Ölümsüzlük isteğiyle yanıp tutuşan insanoğlu fani olan bu dünyada ne kadar isterse istesin bu arzusuna kavuşamaz.
Adı üzerinde fani… Geçici…
Cenab-ı Rabbil Âlemin her şeyde olduğu gibi ‘Dünya’ denilen bu gezegeni de belli bir zaman için yaratmıştır. Bu gerçeği bilmemek akıl sahibi olmamak demektir.
Evet, rızkı veren Cenab-ı Hakk'tır ama "Armut piş, ağzıma düş, " diye bir şey yok, hak etmelidir insan, lâkin abartmadan, gerektiği kadar.
Çünkü sonsuz bir hayat yok. Dünyanın fani olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Öte yandan unutulmamalıdır ki belli bir zaman için var olmak dışında bu fani dünyaya dair kazanılacak hiçbir şey yok.
Hayat insana seçenekler verip test sunmuyor.
Bu sebepten zihin somut bilginin hamallığından kurtarılmalıdır. Aksi takdirde olduğu yerde takılıp kalır.
Ve tabi ki bu durum zihinde birikmiş olan hazır bilginin ortaya yeni bir şeyler koyma ihtimalini büyük oranda sınırlandırmış olur.
Gitmek mecburiyeti ortaya çıkmışsa yapılması gereken hiç vakit kaybetmeden yola koyulmaktır.
Doğaldır ki insan yeni bir yolculuk öncesinde tedirginlik yaşayabilir.
Bu tedirginliğin sebebi yolun uzun, yorucu ve çetin oluşu değil, insanın alıştığı çevreyi ve elindekini terk etme korkusudur. Ve tabi bu kadim tedirginliği bertaraf etmek çok zor.
Birisini etkin altına almak mı istiyorsun?
Öyleyse önce kendisine olan güvenini sarsmalısın.
Sonra kafasında “acabalar” oluşmasını sağlamalı ve son olarak da bu acabalarına senin yönlendirdiğin cevaplar bulmasına yardım etmelisin.
En derin sorular aslında en basit olanlardır.
“ Nasılsın, ne yapıyorsun, nereye gidiyorsun, yuvan neresi?” Gibi…
İnsanın bu gibi soruları zaman zaman aklına getirip kendisine sormasında fayda vardır.
İyi bir mesleğe sahip olabilirsin ve bu meslek seni her yönden tatmin edebilir ama mutlu eder mi, ya da iyi bir insan yapabilir mi?
Günümüzde iyi insan olabilmenin kriterleri ne yazık ki okulda öğretilemiyor. Bu sebepten öğretim değil, eğitim önce gelmelidir.
Yalan söylemek doğru bir davranış değildir.
Çünkü söylenen her yalan yeni bir yalanı da peşi sıra getirir ve genellikle kandırmaya yönelik bir edimdir.
Öte yandan kişinin kendisini yalan söylemek mecburiyetinde hissetmesi ise daha da vahim bir durumdur ki onu yalana bağımlı hale getirir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!