İlkbahar günleri bulutlar ağlar,
Gözyaşlarını içer susamış toprak.
Altın kemer gökkuşağı,
Rengarenk hayallerimizi süsler.
Topraktan gürül- gürül pınarlar çağlar,
Yeşerir içimizde güçlü umutlar.
Buralarda devran düzen bozuldu,
Yüreklere kötü tohum döküldü,
Mertlik yere düştü garip ezildi,
gidelim bizim köye ne dersin.
Bizim köyde koyun kuzu meleşir, Arı balla, At tayı ile oynaşır. Yavuklular bağ. Bahçede koklaşır, Gel gidelim bizim köye ne dersin.
Dil söyler saklanır,
Baş belaya katlanır..
Konuşanı , susturma dönemi.
Liyakat neymiş, efendim,
Sadakat en büyük liyakat.
İrfanı hür, vicdanı ,
Ey şaşkın!
görmez mısın,
Kafanı kaldır bak.
Cemşit ağa köyden gelmiş gördün mü?
Pınar gibi saf, yüreği ak pak,
Çıkınında dolu- dolu, kucak-kucak sevgi var,
Yüreğime;
İki tohum düştü tanrıdan,
Biri al, biri ak,
Biri kaymak biri bal.
Sevinç;
Offf…..ffffff
Neredesin papatya,
Ay parçası papatya,
Bir ömür adasam,
Sevgim yetmez ki bana,
Dünyaları verirdim,
Biz kimiz;
Türk'meniz, Azeri'yiz, Tatar'ız, Kırgız'ız,
Yörük'üz, Gagavuz'uz, Özbek'iz.
Bize bizden başka yoktur yar,
Dağlarında güller açar diyar, diyar.
Necip bir milletiz yirmi dört ayar.
Seller akıyordu dün;
Gündüz gece “ANITKABİİR”de,
Aralıksız, durmadan.
Sade, duru,
Etrafını kirletmeden,
Benim delim;,
Hem deli, hem velidir.
Bir kavak gibi dik.
salkım söğüt gibi. alçak gönlüdür.
Gülenle Gülen,
Ağlayanla ağlayan yufka yüreklidir.
Asırlardır ve yiğitler kayırdın,
Tetim öksüz kurdu, kuşu doyırdun,
Gündüzleri gecelere çevirdin,
Yörük dağı zalimlara geçit verme ne olur.
Derde düşen gelir çalar kapını,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!