Uslanmaz yüreğimin, solmaz gülüydün.
Yedikule zindanlarında, kurtuluş mektubuydun.
Arnavut kaldırımlı sokağın, eksik taşıydın.
Kâh ağlayan, Kâh gülen kızların nazlı yüzüydün.
Sen sancıyan yanım. sen nazar boncuğumdun.
Bir özlemdi seni sevmek...
Umut etmekdi yokluğunda, geceleri saymak.
Dokunmaktı saçlarına, üşüyen ellerimle.
Olanca sevgimle ısıtmaktı, kalbinin en derin yerini.
Hissetmekti seni sevmelerin en güzeliyle.
Ben sana aşık, Ben sana deli sevdalı.
Bir bahar daha geçti üzerimden,
yine sen uğramadan...
Bir ismin kaldı elimde,
bir de iç çekişlerimle ağaran tavan.
Gülüşünü unuttuğum gün
O gece yıldızlar başka parlıyordu
ama hiçbiri senin kadar kararlı değildi Ömer.
bir ülkenin alnına silah dayandığında
bir adamın parmak izi, tarihin nabzına vurdu.
Sen...
Gece üç yine sevgilim...
Şehrin kendini inkâr ettiği saat.
Lambalar yorgun, kaldırımlar uykusuz,
insanlar kendi içlerine kapanmış.
Aynasızlar yine köşebaşında.
Elleri kelepçeli sevdalılar...
O günden sonra konuşmadım.
Dilimi susturdum, çünkü senin adını anmak,
kendi mezarımı kazmak gibiydi.
Ve ben o gün,
sana mezar olmayı seçtim.
Sen gülünce,
bir şehir kendini affediyor sevgilim...
Caddelerinden bir çığlık kopuyor, ismini zikrederek.
Ve sokak lambaları ilk kez kendini bir yıldız sanıyor.
Ay utanarak açıyor gözlerini geceye....
Sen miydin
o sahte gözlerin ardına saklanıp beni bana yabancılaştıran?
gülüşünle bahar sandığım ama içimi kışa kilitleyen?
Sen miydin
adımı ezberleyip sonra unutan,
dokunuşuyla ruhumu kazıyıp sonra ardına bakmadan giden?
Seninle karşılaştığımda, takvimdeki hiçbir günün önemi kalmamıştı.
Bir cuma, bir salı ya da sonbaharın ilk çarşambası değildi bu...
Senin bakışlarına denk gelen andı sadece.
Zaman orada durmuştu, ben ise kaldığım yerden devam edememiştim.
Sana varmak, bir nehrin tersine yüzmek gibiydi.
Sen özgürdün… Ben tutsak.
Senin kanatların vardı,
benim zincirlerim.
Sen uçarken
ben bekledim.
Sen unuttun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!