Sana ilk defa bakarken,
Zaman durdu...
Gözlerin devrim gibi indi içime,
Ben o anda anladım:
Bir kalp, sadece kan değilmiş.
İnci Tanem,
sana sesleniyorum, gecelerin en ağır yükünü taşıyan kalbimle.
Ben bu yolları yürürken, taşların fısıltısı ayağıma siniyor,
kaderin ördüğü perde gözlerime kapanıyor,
ama içimde, yalnızca senin yüzünün parıltısı yanıyor.
Kaç yalnızlık daha eklemeliyim üst üste,
Senin adın nihayet silinsin diye?
Kaç gece daha ölmeliyim sabah olmadan,
Bir “gitti” kelimesi böyle ağır taşınır mı?
Kaç yalnızlık daha içime çökerse,
Her sabah bir kadın
son nefesini bir duvarın arkasında bırakıyor.
Bir odada çığlık çığlığa yok olurken sesi,
televizyonda yine reyting rekorları kıran
bir dizi kadın kahkahası yankılanıyor.
Kara bir gül koydun avuçlarıma,
sevdaya dair ne varsa, bir nefeste kül ettin.
yaşanmış bütün anıları;
Dağıttın...
Yıktın...
Savurdun...
Yıllar oldu, içimde sönmez bir ateş.
Vazgeçmek, ilmek ilmek söktüğüm bir yürek örsü,
Düşlerim, sırtımdaki kamburum kadar ağır,
Her adımda biraz daha sen oluyorum,
Ve biraz daha hiç oluyorum.
Bir gece daha düştü avuçlarıma,
Ay bile sırtını dönmüşken bana,
Sana anlatamadığım ne çok şey vardı, ne çok şey
Yorgan gibi üzerime serdim geçmişi,
Bir çağrı yürüdü karanlığın içinden
O an adın düştü kalbimin pınarına
Zaman eğildi bu sevdanın önünde
Ne dün kaldı ne yarın vazgeçebildi
Sadece bir yazgı geçti avuçlarımızdan
Suskunluğumun ardından yükselen her nağme,
sessizliğimin içindeki o eski sedâydı.
Kimi zaman geceye sığınırdım,
karanlığın kucağında unuturken zamanı,
Bir gülüşün bedeli bu kadar ağır olmamalıydı.
Ben sadece huzur istedim,
Ama herkes bana savaşı miras bıraktı.
Hep bir yük kaldı elimde.
Oysa ben, yük değil, sadece tutunmak istemiştim.
Ama herkes beni yaralamak istedi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!