Bir ayrılık ki bu,
gökyüzüne asılmış bir mektubun yırtılması gibi.
Her harfini ben yazdım,
ama sen hiçbir satırında kalmadın.
Dalından düşen bir nar gibiydi yüreğim,
Bir kadın vardı.
Sesi yoktu.
Ama suskunluğu öyle bağırıyordu ki,
saray duvarları her gece terliyordu.
Züleyha derlerdi adına.
Beni kaybettin...
Bunu en son sen anlayacaksın.
Bir sabah çiçeklere su verirken.
Bir akşam perdeyi kapatırken.
Belkide bir şarkının en sevdiğin yerine gelince
İçin yanacak, kalbin acıyacak.
Bir bakışına bin destan yazılsa az.
Adını süsleyerek başlıyorum söze.
Ben seni çok sevdim.
Her cümlenin noktasında sen varsın.
Her virgülün kıvrımı saplanır yüreğime.
Göz göze geldiğimiz o ilk an,
Bir tufandı içimde.
Ben yıllarca taş üstüne taş koymuştum,
Sen bir bakışta yıktın hepsini.
Sustu artık diller, kesildi o son feryat
Bu vefasız dünyadan, oldu ruhlar azat.
Ne dünyada bir yeri kaldı, ne göğe ulaşdı.
Arada gizli bir perde, ruhu sessizce sardı.
Toprak çekilir üstüne, kesilir bütün sesler.
Sûr'un sesiyle sarsılır yer, gök ve tüm kâinat,
Uyanır binlerce yıllık o derin uykudan hayat.
Berzah’taki perde kalkar, aralanır o gizem,
Başlar artık ruhlar için en büyük, en gerçek dem.
Toprak yarılır birden, her zerre dile gelir,
Leyl-i kadimde doğmadım ben.
yaratıldım bir “hiç”ten.
Sonra o hiç beni dışladı,
bir sürgün gibi attı varlığa
Tenim, acının kemiğe bürünmüş hâli,
Ruh dediğin;
Bu Bahar Başka Bahar
Giderken beni yalnızlığın koynuna bıraktığın,
İzdüşüm Bir sevdanın,
gökyüzüne yansıması gibi.
Yaralı bir meleğin kalbinden düştün yeryüzüne.
Geceler seni rahminde büyüttü.
Callisto adını bilmeden sahip çıktı sana.
Sustu göğün kadim yakarışları.
Çözüldü gökte asılı olanların mühürleri.
Eşgaline eşdeğer suret bulunmadı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!