Gecenin içinde sen diye yanarım,
Islak bir mektup gibi, kalbin ellerimde.
Adını her harfte biraz daha anarım,
Unutur sandım da...
Yine de unutamadım.
Bir ayrılık ki bu,
gökyüzüne asılmış bir mektubun yırtılması gibi.
Her harfini ben yazdım,
ama sen hiçbir satırında kalmadın.
Dalından düşen bir nar gibiydi yüreğim,
O gece her şey karanlığa bulanmıştı.
Beni çağırıyordun,
sesin bu kez tüm evrende yankılanıyordu.
Beyaz duvarlara tırnaklarımı geçirdim.
Kan aktı....
Bir bakışına bin destan yazılsa az.
Adını süsleyerek başlıyorum söze.
Ben seni çok sevdim.
Her cümlenin noktasında sen varsın.
Her virgülün kıvrımı saplanır yüreğime.
Göz göze geldiğimiz o ilk an,
Bir tufandı içimde.
Ben yıllarca taş üstüne taş koymuştum,
Sen bir bakışta yıktın hepsini.
Sustu artık diller, kesildi o son feryat
Bu vefasız dünyadan, oldu ruhlar azat.
Ne dünyada bir yeri kaldı, ne göğe ulaşdı.
Arada gizli bir perde, ruhu sessizce sardı.
Toprak çekilir üstüne, kesilir bütün sesler.
Sûr'un sesiyle sarsılır yer, gök ve tüm kâinat,
Uyanır binlerce yıllık o derin uykudan hayat.
Berzah’taki perde kalkar, aralanır o gizem,
Başlar artık ruhlar için en büyük, en gerçek dem.
Toprak yarılır birden, her zerre dile gelir,
Leyl-i kadimde doğmadım ben.
yaratıldım bir “hiç”ten.
Sonra o hiç beni dışladı,
bir sürgün gibi attı varlığa
Tenim, acının kemiğe bürünmüş hâli,
Ruh dediğin;
Bir Şubat ayrılığıydı bu…
Mürekkebi kurumuştu bütün şairlerin,
Yazacak kelime,
söylenecek söz kalmamıştı artık.
O günü içimden söküp atmak istedim,
Bu Bahar Başka Bahar
Giderken beni yalnızlığın koynuna bıraktığın,
İzdüşüm Bir sevdanın,
gökyüzüne yansıması gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!