Bir Şubat ayrılığıydı bu…
Mürekkebi kurumuştu bütün şairlerin,
Yazacak kelime,
söylenecek söz kalmamıştı artık.
O günü içimden söküp atmak istedim,
Bu Bahar Başka Bahar
Giderken beni yalnızlığın koynuna bıraktığın,
İzdüşüm Bir sevdanın,
gökyüzüne yansıması gibi.
Sevgili,
Ey sevgili üşüyorum.
Hadi gel,
aktan ak, sütten pak ellerinle sar beni.
Sanki dünya hiç kirlenmemiş gibi,
Sanki acı hiç kapımızı çalmamış gibi gel.
Gamzende başlasın bu hikâye sevgilim.
Gamzene düşen her gülüş,
İçimde filizlenen bir bahar gibi…
Ne zaman yüzün dönse bana,
Kırıldığım, her yer onarılıyor sanki.
Bahanelerin arkasına sığınarak gittin...
Ne gerçek bir sebep, ne yarım kalan bir söz...
Sadece sustun.
Sanki yokmuşum gibi, sanki hiç olmamışız gibi çekip gittin.
İçimde yankılanan tek şey, senin yokluğunun sessizliğiydi.
O kadar çok susmuştun ki...
Sızlar yüreğim şafaktan önceki son gecede.
Vurur hasretin anlamını yitirmiş bir hecede.
Acıtır sözlerin hiç bilmediğim bir lehçede.
Hüzün koydum gönlüne bu da benden sana Hediye
Zindan gibi çöktü gece,
Demirden uykular indi gözlerime.
Yıldızsız göklerden bakıyor ölüm,
Ve ben hâlâ
Bir çift kara gözün düşündeyim.
Fırtınalar incitmişti kelebeğin kanadını.
Avucumda küllenen ateş.
İçimde yanan bir kor.
Dudağımda acı bir hüzün.
Çiçeklerin KAN ile üstü örtülü.
Yüzünün her coğrafyasında unutamadığım,
bir bakış bir gülüş.
Ellerinde bütün kainatın renkleri,
bir yeşil bir mavi.
Tenin de dört mevsim kokusu,
bir frezya bir Yasemin.
Ben seni bir yol sandım.
Ucu denizlere varan,
maviye dokunan,
kumla gülüşen bir yol…
Oysa sen,
her oyunda başka bir yüz takan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!