Haliç’in gümüş hırkası henüz sırtındayken,
Pierre Loti’de zaman durur, nefes bekler.
Süleymaniye’nin silueti dumanlı bir rüya,
Eski İstanbul uyanır, mahmur ve tenha.
Ahşap masada soğuyan bir fincan acı kahve,
Eyyüp Sultan’dan yükselen o huzurlu seste,
Bir Fransız denizcinin hülyalı gözleri var;
Sanki hâlâ tepeden sevdiğini arar.
Güneş, altın bir sikke gibi düşerken suya,
Kıvrılan yollar çıkarır seni bu sonsuz uykuya.
Biraz hüzün, biraz sükût, bolca hatıra;
Sabah burada başlar, dökülür mısralara.
Kayıt Tarihi : 1.10.2026 16:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!