başına tüner
varlığındayken eş dost
taşına süner
darlığındayken eş dost
aç mısın demez
değer başına
kuyuya attığı taş
geçe kalmışsan
korkuların uyanır
kırık kanadı
güneşlenir gözünde
yer dediğin dönelir
yörüngeye yönelir
güneşle bir özünde
taşla toprak sarınmış
ıssız ada içinde
güneş açar mı ola
çıkmaz ayın üçünde
güneş kaçar mı ola
yel olur savrulunca
vazgeçmeden hemen güneşi ara
garipliğinden koş yolunu uzat
yaşamanın ucu başından kara
garipliğinden koş yolunu tozat
çevrendekileri görmedin şimdi
oda dolu hüznüne
yalın ayak sızılar
bal damlasın özüne
pörsümüşse yazılar
hüzün çalmış
kavrulduğu zamana kalemi yazmadığı
özlerimle dolduğum nasıl okunacaksa
savrulduğu yamana alemin sızmadığı
gözlerimle olduğum kime dokunacaksa
İstanbulum diyende büyüyecek umurcuk
uzaktı gurbet
acılı ekmeğin katığında tat
içimizde unutulmazı çıkarıp at
benliğimde açılan derin yara
o günlerden kalma
nazlı çiçeğe
ışıklı melek kondu
türkü söyledi
kanadını çırparak
nazlı mor zambak
masanın üstü
koyulur karanlıkta
el olmalıydı
değende toplanmasın
sevinci yoksa




-
Gül Gedik
-
Hilmi Serdengeçti
Tüm Yorumlaryuregınıze saglık çok guzel bi şiir aşkın yoklugunu anlatıyor maviliklerde esen kalın.tebrikler...
Haftanın şairi seçilen Ozan EFE' yi kutluyorum.
NİCE BAŞARILARA
Türk Şairler Birliği grubu