Zor bir şehirde miydik?
Yoksa şehir biz miydik?
Evler miydik içimizden taşan?
Yoksa şehir değil de
Biz miydik kolayı zorlaştıran?
Okudum yine yeniden son kez
Senden gelen satırları
Tümceler öylesine yalın ve sessiz
Düşünceler öylesine kırgın ve bensiz
Ezberime kazımıştım zaten
Bir esmer kadın okşayışıydı o akşam
Dalgalı saçları meltemi kucaklayıp aşan
Bir şarap ışıltısıydı gün batımı kadehimde
Sarhoş hayranlığım akşamı kadehten tadan
Şimdi saat yokluğunu beş geçmekte
Sonsuz gibi bir masal daha bitmekte
Çektiğim her niyette sen olsan da
Sen olsan da tuttuğum her dilekte
Şimdi saat senin varlığını tüketmekte
Uçmak isterlerdi uzak diyarlara
Pembe benekli, mor yürekli kelebekler
Mavilik gökte, bin bir renk yerde
Özgürlük tepelerinden sekecekler
Kanat çırparak, süzülüp kayarak
Kalplerde yok olmadan önce
Islat dudaklarını kadehlerde
Nemli şarkılar dudaklarından kaysın
Kaysın ki kadehlere dalsın
Mi minörler dibe vururken
Fa majörler üstte kalsın
Sol eliyle burdu kaytan bıyığını
Gözleriyle deli dalgalara baktı
Sol cebinden yokladı çakmağını
Sağ eliyle cigarasını saklayıp yaktı
Göz kırparken emektar deniz feneri
Bir para atıldı havaya
Bir yüzünde tanrı vardı
Diğer tarafında da
Oysa şeytan ne demişti
Tanrı hiç zar atmaz ama
Sorarken soruları aklımdaki
Dökerken acıları gönlümdeki
Karartırım çiçekler fikrimdeki
Kuşkunun ‘K’sı karanlıkta saklı
Bugün dünün sancısı değil mi
Bir bıçak parladı, parçalandı, paralandı
Kendine döndü yaralandı
Güçlü olduğunu söylemişti
Yalandı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!