Merdivenlerinden iniyorum
Ahşap karanlıkların
Dünkü dargınlıkların
Yarınki yorgunlukların
Ayağım kayar mı bilmiyorum
İstanbul’u dinliyorum
Kulaklarımda dozerlerin gıcırtıları
Kayıkhaneler artık sahil yolları
Martılar şaşkın, yollar tozlu dumanlı
İstanbul’u göremiyorum gözlerim kapalı
İşte yaşam böyle akar gider üzülme
Olumlu tarafıyla demlen sen
Yaşamdan bir şeyler almak çok güzel
Daha güzeli bir şeyler verebilmişsen
Esen bahar yeliyse nefesin
Koklayıp kanmak istiyorum
Berrak bir su gibiyse sesin
İçine dalıp yunmak istiyorum
Ateşle yakan bir bedendesin
Orada kalıp yanmak istiyorum
insanoğlu ya yaşar, ya yaşar
bazıları savrulur yaprak misali
anlayamazsa andaki değeri
insanoğlu hem yaşar, hem şaşar
kimi zaman içten gelir bir 'oh' sesi
Ürküten bir sıcaklığın var
Dedi buz dağı
Bana yakın gibisin
Yakan gibisin
Belki güneşten de yaman gibisin
Dün yine aşmışken düşleri nehirler
Gözlerimden akmışken nazlı şehirler
Beşiklerde sallanmışsa efsunlu şiirler
Dün yine bağlamışsa anılar geçmişi bana
Dün yine açmışsa gonca çiçekler
Eğriler kestim, desteler düzdüm
Yollar geçtim önümde ardımda
Zigzaklar çizdim kaldırımda
Zamanı çizen geceydim, gündüzdüm
Benimleydim dolaşan sokaklarımda
Yağmur kovalayan rüzgar mı şapkamı uçuran?
Boş işler, dolu gülüşler mi günleri geçiren?
Kırık aşklar, arkadaşlar mı akşamları içiren?
Yeni günde açacak olan dünkü ben miyim ben?
Şu zaman mı tarlalarda başakları savuran?
Sanmam ki şu gönül elem duysun gidişinden
Ağlayıp sızlayarak, hislenecek sanmam ki derinden
Önce bir ah çekerek efkarlansam da peşinden
Sonra zevke dalıp mey içerim huri elinden
Sanmam ki şu gönül vazgeçecek aşk buselerinden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!