Zaman,
Dibi delinmiş yalnızlığın alamet-i farikası
Zaman,
Aldığını geri vermeyen cimri tacirlerin
Yedi kilitli heybesi
Bilmezler İçimde neler neler birikmiş senden
Zaman geçiyor sevgilim
Durdurmaya gücüm yok
Her yanımda cam kırıkları
Kanatır durur sana yorgun yüreğimi
Güzel anılarımız yetmiyor artan hasretime
Umuda uçuran kanatlarım kırık sensiz
Zamanın zamana yetmediği bu çağda
Benim sana geç kalmam
Güneş ormanları kavururken sende kor oluşum
Küle dönmem
İhanetin kol gezdiği arka sokaklarda
Yolumu şaşırmam
Zamanın susturduğu çocuklarız
Sırtımızda yumurta küfesiyle
Düşmüşüz ana rahmine
Acıyla karılmış hamurumuz bizim
Sabır ilmek ilmek işlenmiş kaderimize
Sınamayın
Önce gülüşünden Vazgeçtim
Soldu bütün çiçekler
Sen gülmeyince
Küstüm yarına
Sildim bütün anılarımı
Deştikçe kanadım durdum
Zamana yenik her acı, keder ve hüzün
Hangi fidan boy verir bir günde
Meyveye durur
Bir annenin dokuz aylık Sabrına
Ödül değilmi doğum sancısı
Kavuran güneş bir ağaç gölgesine
Dışım ışıltılı Akdeniz akşamından kalma
Deniz feneri
Yorgun bir sahil kasabasında
İçim boğum boğum dar bir boğaz
Ağlamaya ramak kalmış
Emek verdiklerimin ardında emekliyorum
Zannetme devran hep bahara dönük
Yüzünde arsız sınırsız kahkalar
Her mevsim yeşerecek
Bollukta herşey kıyamet
Sen yokluğu bekle de gör
Ayazda kim sırt verecek yüküne
Hangi yasak meyveden düşen tohumdun
Hangi çiğ tanesi
Hangi zehirli sarmaşık
Düştün toprağıma
Filizlenip boy veren
Ruhumu azaba bürüyen
Her yeni günü güneş aydınlatınca
Bana gözlerinin zından karası düşer
Sensiz her mevsimim kar kış kıyamet
Gülünce kalbime bir cemre düşer
Sırma saçlarından nehirler akar
Selvi boyun boyunca çiçekler açar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!